Adell'in Başlangıcı ve Rahmetli Hacı Ahmet Dinçbaş Amcamız...

Uzun süren dostluk…vefa…

Bir zamanlar Bursa’da çilingir hocayla maruf bir hoca varmış.

Hem çilingirlik yapar ve hemde camide imamlık yaparmış.

Bir oğlu olur, adını Ahmet Dinçbaş koyar.

Ahmet büyür, askeriliğini yapar, döner ve Bursa’da Bakırcılar Çarşısı olarak bilinen yerde bir dükkân açar.

O dönemler sac yoktur, Hacı amca yağ bidonlarını alır, keser, düzeltir ve onları öncelikle sac haline getirir.  Sonra onarlı bir şekilde keser ve muhtelif işlemlerden geçirerek ülkemizin ilk “Yaprak Kilit” denilen türken kilitlerinden birilerini yapar, satar.

Bursa’da o zamanlar hanlar meşhurdur, hanların içinde temiz iş yapan manifaturacılar, tekstilciler, çamaşırcılar yer alırken dışında da sobacılar, demirciler, dökümcüler yer alırmış.

Yıl 1958’leri gösterir.

Meşhur Bursa kapalı çarşı yanında bir matbaacıda çıkan yangın tüm çarşının yanmasına sebep olur.

Hacı amcamızın da dükkânı yanar.

Belediye Zafer Meydanın altında sıra ile dükkânlar yaptırır ve yangında dükkanları yanan esnafa verir.

Hacı Ahmet amcamız da bu dükkânlardan birine taşınır, burada çivi, kürek, inşaat malzemeleri satar ve yanında anahtarcılık, çilingirlik yapar.

Yıllar geçer, yılar 1960’li yıllara gelir.

Bu arada evlenen Hacı amcamızın bir oğlu, bir kızı olur.

Oğlu çok zekidir, büyük istekle yatılı olarak okuması için Galatasaray Lisesine verir.

Mehmet Dinçbaş çok çalışkandır, okur ve oradan da Fransa’ya gönderirler.

Fransa’da elektronik okur, orada kalır ve “Yapay Beyni Dünyaya Satan Türk” diye meşhur olarak, bir bilim adamı olarak orada kalır.

Kızını çalıştırmaz ve evlendirir.

Hacı amcamız yaşlanmış ve evde yalnız kalmıştır.

Yıl 1979’ları gösterdiğinde tatillerde ve cumartesi günleri bir Nalburda çalışmakta olan Recep Ali Topçu motosikletle yaptığı bir kaza sonrasında kendisini tanır.

Aralarında güzel bir hava oluşur.

Abdurrahman Topçu’da bu arada inşaatçılık yapmaktadır, yaşlanmıştır.

Büyüyen çocuklarına kendisinin iyi bildiği inşaat malzemeleri, hırdavat, nalburiye üzerine bir dükkan açmak istemektedir.

Kendisine ait hiçbir şeyi atamayan, satamayan bir kişiliğe sahip olan Hacı Ahmet Amca dükkanı satmaya bir türlü yanaşmamaktadır.

Ancak, aradan 1-2 yıl gidip gelindikten sonra Zafer Meydanı Belediye Sıra Dükkanları No.34 adresindeki dükkanı 1981 yılı şubat ayında Abdurrahman Topçu’ya devreder.

Abdurrahman Topçu dükkanı büyük oğlu Recep Ali Topçu adına açar.

Ahmet Dinçbaş olan dükkanın ismi artık Topçu Kardeşlerin baş harflerinden oluşan TOPKAR HIRDAVAT-NALBURİYE Recep Ali Topçu olarak değişir ve Topçu ailesi böylelikle ilk girişimlerine adım atmış olurlar.

Mülkiyeti Bursa Belediyesine ait olan dükkanda kiracının devir hakkı olmadığı için dükkan ihaleye çıkarılır ve ihaleyi Recep Ali Topçu alarak resmi olarak ta kiracı olmuş olur

Bu arada Hacı Amcamızın oğlu Mehmet Dinçbaş abimiz Fransa’da Türkçe’yi unutmaması için kendisine zaman zaman gazete gönderiyorduk.

Maalesef Mehmet abimiz okul sonrası Türkiye’ye dönmedi. Bir Fransız ile evlenerek oraya yerleşti.

Torununun Türkçe bilmemesi hacı amcamızın her zaman gönlüde bir yara olarak kalmıştır.

Hacı Ahmet amca Abdurrahman Topçu ile 1337 doğumludur, aynı yaşlardadır. Birlikte güzel bir arkadaşlık kurarlar.

Yine kendi dükkanı gibi her sabah gelir, akşam evine gider.

Recep Ali Topçu, Ercan Topçu ve Ergün Topçu’yu kendi çocukları gibi bilir, sever.

Onlarda kendilerinin büyüğü olarak her zaman hürmet ederler, saygı gösterirler.

Gelen misafirleri karşılar, bildiklerini, deneyimlerini onlara aktarır.

Gerektiğinde banka cüzdanını onlara verir, ihtiyaçları kadar parayı çekmelerini sağlardı.

16 KE 032 plakalı Anadolu Kamyonet araç İstanbul’dan alınırken bizzat kendisi de gelmiş, aracı kullanarak Bursa’ya götürmüştür.  Ailenin büyük oğlu Recep Ali Topçu’nun ehliyeti yoktur.

Sonra çok sevdiği beyaz renkli Murat 124 aracını da kendilerine verir. 

Dükkan küçük gelir, hemen arkasındaki dükkanda Belediye’den kiralanarak büyütülür bir süre sonra.

Hacı amca mutludur. Günler gelip geçer. 

Oğlunun kızının hasretini dükkanını devretmiş olduğu Abdurrahman Topçu ve çocuklarıyla gidermeye başlamıştır.

Belediye dükkanlarını yıkmaya karar verince işyeri Şehreküstü Mahallesinde Hüseyin Çakır isimli şahsın evinin altındaki yere taşınır.

Hacı Ahmet Dinçbaş amcamız aynı kendi dükkanı gibi hala işyerine gelip gitmektedir.

Bu arada Recep Ali Topçu evlenmiş, Yunus Emre ve Mehmet Akif büyümüştür.

Hacı Amca daha da mutlu olmuştur, üçüncü kuşakları da çok sever.

Yunus Emre ve Mehmet Akif eve uzak olmasına rağmen İstiklal İlkokuluna yazdırılır.

Okul çıkışında işyerine gelirler.

Sonra buradaki dükkan küçük gelince Eski Cezaevi Banuşoğlu İş Merkezinde büyükçe bir yer tutulur.

Buraya taşınılır.

Hacı Ahmet Dinçbaş amca hala gelip gitmektedir.

Yine işyerine gidiyorum diyerek çıktığı bir günde işyerine bir türlü gelemez.

Akşam eve de dönmez.

Ailesi, kızı aramaya başlar, bir türlü ulaşamazlar kendisine.

Bu durum bize bildirilince bizde aramaya koyulduk, bir türlü ulaşamadık kendisine.

Meğer Hacı Amcamız bize gelirken eski Bursa Garajının yanından karşıdan karşıya geçerken bir araç çarpıyor, insanlar Hacı Amcayla ilgilenirken araç kaçıyor, kayboluyor.

Hacı Amcamız hastaneye kaldırılıyor ve oracıkta ruhunu teslim ediyor.

O gün bugündür şehrin merkezinde, kalabalık içerisinde Hacı Amcamızı öldüren araç ve şoförü bulunamamıştır.

Hacı Amcamızı Alacahırka Mezarlığına tevdi ettik.

Vefatından sonra hanımı, damatları Erol Birinciel ve kızları Meral Birinciel, oğlu Mehmet Dinçbaş, aynı ismi taşıyan yeğeni Ahmet Dinçbaş ile görüşmelerimiz uzun yıllar sürmüştür.

Yakın bir dönemde yenge hanım hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Mevlamız (cc) kendilerini rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

İyi ki vardı. İyi ki güzel bir dostluk yaşayan bir insanla karşılaştık.

İyi ki kendisiyle birlikte iş hayatına atıldık.

Onu hiç unutmayacağız, gönlümüzde, dualarımızda her daim taşıyacağız.

Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart

Sale

Unavailable

Sold Out