Âb-ı Hayat Sergisi

Âb-ı Hayat Sergisi from Adell | Yapı Malzemeleri

Âb-ı Hayat: Geçmişten Günümüze İstanbul’da Su ve Su Kültürü Sergisi”, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ve Adell Armatür A.Ş.’nin işbirliği ile hayata geçirilmiştir.
Âb-ı Hayat: Geçmişten Günümüze İstanbul’da Su ve Su Kültürü Sergisi”, kendi alanında Türkiye’nin ve dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin eşsiz koleksiyonlarının ve yine kendi alanında lider kuruluşlardan biri olan Adell A.Ş.’nin, kültürel mirasın geleceğe aktarılması yolundaki çabalarının aynası olan koleksiyonlarından birbirini tamamlayan eserlerin birarada sunumudur.
Sergi ve katalog çalışması birbiri ile ilişkli ama farklı süreçler ve çalışmalar sonunda ortaya çıkmıştır. Her iki çalışma alanı bir ana fikirden hareket etmiştir. Buna göre; geçmişten farklı olarak, günümüzde, temiz/sağlıklı/kullanılabilir suya ulaşmanın göreceli olarak çok daha kolay oluşu, varlığını apaçık örnekleriyle bildiğimiz “geçmiş zamanların su kültürü”nün unutulmasının zeminini hazırlamıştır ve “Âb-ı Hayat: Geçmişten Günümüze İstanbul’da Su ve Su Kültürü Sergisi”nde, geçmişte su kültürünün İstanbul’da insan yaşamının kamusal ya da özel her alanında, nasıl hayat bulmuş olduğunun gözler önüne serilmesi ana amaç olarak düşünülmüştür.


Sergi; Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ve Adell Armatür A.Ş.’nin eserlerinden oluşmaktadır. İlk nüvesini, 1914 yılında ziyarete açılan Evkâf-ı İslâmiye Müzesi’nin oluşturduğu Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, koleksiyonları arasında su kültürünün belge ve sanat eseri niteliğini taşıyan eşsiz eserlerini de barındırmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, serginin monumental (anıtsal) eserlerini müzenin koleksiyonlarından seçmek kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Çeşmeler ve çeşme kitabeleri söz konusu monumental eserler içinde özellikli bir yer edinmiştir. Sultan II.Mahmud dönemine ait olan ve Süleymaniye’deki Sâlise Medreselerinde parçalar halinde korunan çeşmenin restorasyonu ise hem Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, hem de Adell Armatür A.Ş.’nin işbirliğinin vardığı boyutun aynası olarak görülmelidir.


Sergi; esas olarak Türk ve İslâm Eserleri Müzesi koleksiyonlarındaki eserlerin yer aldığı çeşmeler, çeşme kitabeleri, su yolu haritaları, vakfiyeler ve beratlar gibi başlı başına sanat ve belge niteliği taşıyan eserlerin yer aldığı bir bölüm ile, büyük çoğunluğu Adell Armatür A.Ş.’nin koleksiyonlarından oluşan günlük yaşamı yansıtan sanat eserlerinin yer aldığı iki ayrı bölümden oluşmaktadır.
Böyle bir ayrıma gidilmiş olmasının nedeni; Osmanlı döneminde yaşamın her alanının kurumlar, kanunlar ve geleneklerle belirlenmiş olduğunun gösterilmesi çabasından kaynaklanmaktadır.
Su kültürünün günlük yaşama yansımalarının sergilendiği ikinci bölüm, aynı zamanda Osmanlı sanatının sergilenmesi anlamına gelmektedir. Çünkü görülecektir ki su ve su kültürü Osmanlı döneminde yaşamın olduğu kadar, sanatın da ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bölüm kendi içinde; ev eşyaları, hamam eşyaları ve manevî yaşamı yansıtan (şifa tasları gibi) eserlerin oluşturduğu bir bütündür.
Sergi ile birlikte yayınlanacak kitap (Katalog) çalışması, daha önce söz edildiği gibi, sergi ile ilişkili ama farklı olarak tasarlanmış ve hayata geçirilmiştir. Önce zamansal sınırlar belirlenmiş ve çalışma hayata geçirilmiştir. Buna göre Roma, Bizans (Doğu Roma), Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemleri incelenmştir.


Kitabın ana ilgi alanını –doğal olarak- Osmanlı dönemi oluşturmuştur. Osmanlı dönemi ile birlikte İstanbul’un, yepyeni bir kültürel kimliğin simge şehri haline gelmesi ve bir Türk-İslâm şehri olarak, günlük ihtiyaçların karşılanmasının ötesinde, toplumsal-düşünsel yapının simgesi haline gelecek su yapıları ile donatıldığı açıkça ortaya konulmuştur. Çünkü, İstanbul’un fethinin ardından, şehrin su ile kurduğu ilişkinin niteliğinde de önemli bir değişim olmuştur. Toplumsal yapı ve manevî değerler, şehrin temiz, kullanılabilir suya doyurulmasını şart koşmuş olduğundan ve bunun bilinci içinde olunduğunun göstergesi olarak, hemen fethin hemen ardından başlamak üzere büyük bir imar çabası içine girilmiştir.
Büyük malî külfet anlamına gelen bu faaliyetler, toplumun her kesiminin katıldığı ve kaynağını İslâm düşüncesinden alan “hayr” kavramı ile giderilmiş olmasının ve hayır düşüncesinin Osmanlı insanının en yüksekte olanlarına dahî nüfûz etmiş olduğunun altı çizilmiştir

Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart

Sale

Unavailable

Sold Out