ADELL KİTAP OKUMA VE ÖZETİNİ SUNMA ÇALIŞMASI-İŞİ USTASINDAN ÖĞRENİN KİTABININ ÖZETİ

ADELL KİTAP OKUMA VE ÖZETİNİ SUNMA ÇALIŞMASI-İŞİ USTASINAN ÖĞRENİN KİTABININ ZETİ

Adell Armatür olarak şirket bünyesinde yürütmüş olduğumuz Stajyer Gelişim Çalışmaları kapsamında stajyer öğrencilerimizden, geleceğin dinamik mühendislerinden M. Fatih Şahin arkadaşımızın hazırlamış olduğu Frank Arnold'a ait"İşi Ustasından Öğrenin” isimli kitabın özetini aşağıda bulabilirsiniz. Değerli stajyerimize güzel çalışması için teşekkür ediyor, bundan sonraki yaşamında başarılar dileriz. Özeti ve kitabı seveceğinize inanıyoruz.

ADELL ARMATÜR VE VANA FABRİKALARI A.Ş

ADELL STAJYER GELİŞİM PROGRAMI

KİTAP OKUMA VE ÖZETİNİ SUNMA

KİTAP İSMİ:  İŞİ USTASINDAN ÖĞRENİN-BAŞARININ PÜF NOKTALARI

YAZARI:  FRANK ARNOLD

YAYINEVİ:  NTV YAYINLARI

BASKI YILI:  2016

ÖZETİ HAZIRLAYAN:  MUHAMMET FATİH ŞAHİN

OKULU-BÖLÜMÜ: ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ - MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

HAZIRLANMA TARİHİ:  17.08.2017

Frank Arnold, CEO, ARNOLD Management GmbH

Dr Arnold'un kitapları dünyada en çok satan kitaplar arasına girdi ve çok sayıda dilde yayınlandı. "Dünyayı Değiştiren Simgelerden Yönetim Dersleri" adlı İngilizce kitabının "Yönetim - Von den Besten lernen" adlı Almanca versiyonu, yılın kitabı seçilerek taçlandırıldı ve son derlemesi "Der beste Rat, den ich je supam ", üst düzey yönetici olmaya devam eden kişilerin aldığı en iyi tavsiyeleri okuyucuyla buluşturdu ve en çok satılan kitaplar arasına girdi.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yönetim en büyüleyici ve en faydalı bilgi alanlarından biridir. İnsanların, kuruluşların ve toplumların başarısı etkili yönetim ile temelden bağlantılıdır. Bu alanda bilgi ve beceri sahibi olmak, performansı ve ulaşılan neticeleri doğrudan etkiler. Toplumun her alanından ünlü insanların başarıları bize bu bilginin yarattığı etkinin ne kadar büyük olabileceğini gösterir. Bu insanlardan etkili yönetimin uygulanması adına kendimiz için çok şey öğrenebiliriz. Hangi hedeflerin peşinden koşarsak koşalım, hangi toplumsal alanda etkili olmak istersek isteyelim, yönetim bilgisine ihtiyacımız olacaktır. Yönetim bilgisinin mevcudiyeti ve gerekliliği sadece iş dünyasıyla sınırlı değildir.

“İşi Ustasından Öğrenin” kitabı etkili yönetimi basit ve eğlenceli bir üslupla aktarıyor. Çok karmaşık bir konuyu kolay anlaşılır ve her şeyden önce uygulanabilir kılıyor. Bu kitap yönetim konusunda kendisini geliştirmek isteyen ya da ileri de yönetim konusunda söz sahibi olmak isteyen bireyler için biçilmiş bir kaftan niteliği taşıyor.

Yönetim toplumun her alanında uygulanır: Sanat, müzik, kültür, spor, sağlık, askerlik, bilim, siyaset ve elbette iş dünyası. İnsanların başarıya ulaşmak istedikleri ve netice almak istedikleri her alanda yönetim bilgisi çok değerlidir. Her alan farklı bir uzmanlık bilgisi gerektirir ama yönetim bilgisi her yerde aynıdır.

Bu kitap okuyuculara yönetim bilgisinin en önemli alanlarına dair bir bakış sunuyor. Kitap yönetimi üç farklı alanda okuyucuyla buluşturuyor.

  • Kuruluş yönetimi
  • İnovasyon yönetimi
  • İnsan yönetimi

Kitap içerisinde, alanında başarılı olmuş kişilerin kısaca başarı hikayesine ve bu başarıdan çıkarılacak derslere yer veriliyor. Kitapta bir olay örgüsü olmadığı için istediğiniz, ilginizi çeken başarılı bir insanın hayat hikayesini ve o kişiden alabileceğimiz dersleri özet kısmında bulabilirsiniz...

  1. Bölüm-Kuruluş Yönetimi
  • Şirket Misyonunun Gücünden Yararlanın - Bill Gates

Misyonumuz: Microsoft’a misyonumuz ve değerlerimiz, dünyanın her yerinde insanların ve işletmelerin kendi potansiyellerini fark etmelerini sağlamaktır. Değerlerimiz: İşletme ve bireyler olarak, doğruluk ve dürüstlük, açıklık, kişisel mükemmellik, yapıcı özeleştiri, kendini sürekli geliştirme ve karşılıklı saygı. Müşterilerimize ve ortaklarımıza kendimizi tamamen adıyoruz ve teknolojiye tutkuluyuz. Zorlu hedefleri kabul ediyoruz ve üstesinden gelmekten kıvanç duyuyoruz.

Vaatlerimizi yerine getirmek, neticeler üretmek ve en yüksek kaliteye ulaşmaya çalışmaj konularında müşterilerimize, hissedarlarımıza, ortaklarımıza ve çalışanlarımıza karşı kendimizi sorumlu hissediyoruz. Bunlar Microsoft’un bugünkü misyonu ve değerleridir. 1975 ylında Microsoft kurulduğunda onu çok ileriye taşıyan bir misyonu vardı: “Her evde ve her masada bilgisayar (...)”

Etkili bir misyon; kuruluşun hangi alanda etkin olduğunun tereddütsüz anlaşıldığını ortaya koyar. Bunun için kuruluş üç alanda derin kavrayış geliştirmeli ve bazı kabullenmeleri esas almalarıdır: Bu alanlar şunlardır: İhtiyaçlar, güçlü yanlar ve kanaatler. İhtiyaçların ve koşulların kavranabilmesi için şu soruların sorulması gerekir: Müşteriniz kim? Müşterimiz kim olmalı? Müşterimiz ne için para ödüyor? Ona ne fayda sağlıyoruz? Kim müşterimiz değil ve neden?

Misyonun ikinci yapıtaşı, güçlü yanların ve çekirdek becerilerinin kavranmasıdır. Burada sorulması gereken sorular şunlardır. Neyi diğerlerinden iyi yapabiliyoruz? Hangi konularda az da olsa diğerlerinden üstünüz? Nerelerde piyasada lider konumundayız?

Misyonun üçüncü unsuru, kanaatlerin ve kuruluşun anlamlı kabul ettiği şeylerin kavranmasıdır. Bu alanda yanıtlanması gereken sorular şunlardır: Bu katkıyı yapmamız piyasa için neden önemli? Neye ya da hangi göreve kendimizi adıyoruz? Yaptığımız şey neden anlamlı? Bu katkıyı sağlamanın neden faydası var? Hangi değer için görev üstleniyoruz?

Microsoft’un 1975’ten kalma misyonu henüz tamamlanmış değil, çünkü bütününde şöyle diyordu: “ Her evde, her masada, üzerinden Microsoft yazılımı olan bilgisayar.” Microsoft yazılımı ile ilgili bu ufak ilave çok büyük bir fark yaratıyor.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Müşteri İçin Değer Yaratın – Lou Gerstner

IBM’in eski CEO’su Lou Gerstner kendi kuşağının en iyi yöneticilerinden biri sayılır. Ekonomi tarihinin en ustaca değişimlerinden birini gerçekleştirdiği IBM’deki başarıları göz önünde bulundurulduğunda, bu mertebede yer almayı hak ettiği açıktır. Ondan öğrenebileceğimiz şey, tamamen müşteri değerine odaklanmanın ne anlama geldiğidir. IBM’nin çok zor dönemlerden geçtiği, hatta şirketi iflasının ilan edileceği dönemde; Gerstner IBM’i bir bütün olarak tutma ve geniş ürün, hizmet ve beceriler yelpazesinin tam da bütününü en güçlü rekabet avantajına döndürme alternatifine yöneldi. IBM’in en geniş kapsamlı değişimlerinden biri, Gerstner’in şirketin hiç taviz vermeden müşterilere ve asıl görevinin, şirketi tekrar piyasaya yönelmekti. Gerstner, IBM’i müşterilerin yönettiğini ve müşterilere odaklanarak şirketi tekrar inşa edeceğimizi herkes anlatmaya başladı. Müşteri temeldir ve her şey bu temelin üzerine yapılandırılmalıdır. Alman işadamı Reinhold Würth bu bağlantıyı kusursuz şekilde ifade eder: “Benim elemanlarım benim çalışanlarım değil, müşterilerimin çalışanlarıdır.” Müşteriler hiçbir zaman bir ürün satın almazlar, onlar bir ürün ya da hizmet sayesinde elde edecekleri değeri satın alırlar.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Etkili Kararlar Verin – Alfred P.Sloan Jr.

            Alfred P.Sloan Jr.’ın yönetim dünyasını değiştiren yöneticilerden biridir. Sloan 1923’ten 1946’ya kadar General Motors’un CEO’su ve 1937’den 1956’ya kadar da denetim kurulu başkanıydı.

General Motors’da üst düzey yöneticilerin prensip kararları aldığı toplantılar normalde hep büyük tartışmalarla geçerdi. Ama bir keresinde öneri o kadar iyi hazırlanmıştı ki, toplantıda bulunan herkes öneriye destek verdi. Sloan’ın da öneriyi güçlü şekilde desteklemesi bekleniyordu. Ama Sloan şöyle dedi: “Beyler, görüyorum ki bu kararda hepimiz hemfikiriz.” Masadaki herkes başını sallayarak onayladı.

“O zaman” diye sözlerine devam etti Sloan, “bu konu hakkındaki diğer tartışmaları gelecek toplantıya erteleyelim ki farklı görüşlere varacak ve bu kararda gerçekten neyin söz konusu olduğunu belki kavrayabilecek zamanımız olsun.”

            Doğru kararlara ve mümkün olduğu kadar çabuk fikir birliğine vararak ulaşamazsınız. Doğru ve etkili kararları fikir ayrılığı yaratarak ve bundan faydalanarak sağlarsınız. Alfred P.Sloan tam da bunu yapıyordu hem de sistematik olarak. Bir fikir ayrılığı yürüterek fikir birliğine varmak doğru ve etkili kararlar için temek kuraldır. Farklı bakış açılarına, farklı değerlendirmelere ve bunlarla bağlantılı yoğun diyaloga ihtiyacınız vardır. Karar veren kişi, tanım itibarıyla yönetici konumundadır.  Karar verme süreci;

  • Sorunu görmek ve tanımlamak
  • Kararın hangi talepleri karşılayacağını belirlemek
  • Neyin doğru olduğunu tanımlamak
  • Alternatifler düşünmek ve fikir ayrılıklarından doğan farklı görüşleri değerlendirmek
  • Karar vermek ve somut uygulamayı kararın içine entegre etmek
  • Feedback ve sistematik takip

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Doğru Strateji Üzerinde Çalışmayı Sürdürün-Phil Knight(Just Do It)

            Temel değişiklikler daima kendi kuruluşunuzun dışında başlar. İş çevrenizle ilgili önemli bilgileri toplama, düzenleme ve kullanmada sistematik şekilde ilerlemezseniz, başarıya ulaşma şansınız azdır. Çünkü kuruluşun stratejisi çevresi hakkındaki bilgiler üzerine temellendirilmelidir. Diğer sektörleri gözlemleyen şirketler önemli ama kolay elde edilir bir rekabet avantajına sahip olurlar.

            Yüzde 30’luk bir piyasa payı elde etmiş bir şirket büyük bir başarı kazanmıştır. Ama piyasanın hala yüzde 70’ine ulaşamamıştır. Nike spor malzemeleri şirketinin kurucusu olan Phil Knight basit bir aksesuar eşyasını bir ileri teknoloji ürününe, küçük bir işletmeyi de piyasaya hakim büyük bir şirkete dönüştürdü. Spor pazarlamasında kimse Phil Knight kadar büyük bir devrim yaratmadı, son 40 yılda ancak birkaç kişi spor dünyasını bu kadar kalıcı şekilde etkilemeyi başardı. Farklı bakış açısıyla farklı yaptığı şeylerin listesi uzun. Bu liste yeni malzemelerin kullanımından, daha verimli üretim süreçlerinden tamamen farklı pazarlamaya kadar uzanır. En büyük başarısı 1980’li yıllarda Chicago Bulls basketbol takımının ünlü oyuncusu Micheal Jordan’dan alan spor ayakkabısı Air Jordan Nike için olağanüstü bir satış başarısı yakaladı.

            Esas olan, stratejiyi sürekli, uyarlanan bir süreç olarak görmektir. Burada şirket yönetimi hedefleri şu sekiz alanda tanımlanmalıdır: Piyasa konumu; inovasyon; verimlilik; fiziksel ve finansal kaynaklar; karlılık; yönetici ekibin performansı, gelişimi ve bakış açısı; çalışanların performansı, gelişimi ve bakış açısı ve toplumsal sorumluluk.

            Nike stratejik kararlarda uyum yeteneği ve isabetliliğiyle, bütünsel ve evrimsel bir strateji anlayışının gerekliliğini tekrar tekrar kanıtlamıştır. Nike, çağın anlayışına hep çok yakın durarak, spor ayakkabılarından spor kıyafetlerine, spor malzemelerine ve yaşam tarzı ürünlerine geçmiştir.

            Phil Knight’tan  strateji konusunda öğrenebileceğimiz bir şey daha var:

Just do it! En iyi stratejiler ve planlar, siz bunları hayata geçirmediğiniz sürece hiçbir işe yaramaz.

  • Kuruluşunuzu Müşteri Ekseninde Yapılandırın – Michael Dell

            Dell Computer Corporation’ın kurucusu ve CEO’su Michael Dell: “Baştan itibaren bütün işimiz nihai tüketiciye odaklanmıştı- tasarımdan satışa kadar. Biz nihai kullanıcıyı dinledik, taleplerine karşılık verdik ve ona arzu ettiği ürünleri ulaştırdık. Müşteri ile doğrudan ilişki –önce telefonda, sonra yüz yüze ve şimdi de internet üzerinden- dün olduğu gibi bugün de, gerçek müşterilerin sağladığı bilgilerden hiç gecikmeden istifade etmemizi mümkün kılıyor. Bu, halihazırda mevcut ürünler için de gelecek ürünler içinde söz konusu”

            Dell, doğrudan pazarlama ve müşteriye yakın bir üretim anlayışını gerçeğe dönüştürerek bilgisayar sektöründe devrim yarattı. Gerektiğinde, müşterilerle ve bayilerle iletişimi, şirketin içindeki düzenlemeler kadar kökten değiştirdi. Bunları yaparken çok net bir kriteri vardı: Müşteri için değer yaratmak.

            Michael Dell henüz 12 yaşındayken kendi posta pulu ticareti işinin kurdu ve Dell’s Stamps adıyla ilk ürün katalogunu çıkardı. Dört yıl içinde elde ettiği 2.000 dolarlık kazancı bugün bile en tatlı kazancı olarak tanımlar. Müşterilerle doğrudan ilişkinin önemini genç yaşlarda öğrendi. 16 yaşında, mahalleye yeni taşınan komşulara gazete aboneliği için doğrudan kampanyalar düzenleyerek çok karlı bir işe başladı; bu iş ona 18.000 dolar prim getirdi. 19 yaşından, “normal” bir kariyer olarak adlandırılabilecek bu işe son verip Dell Computer Corporation şirketini kurdu. Dell henüz 27 yaşındayken, Amerika’da en yüksek ciroya sahip 500 şirketin sıralandığı Fortune 500 listesinde en genç şirket yönetim kurulu başkanı olarak yerini almıştı.

            Her türlü kuruluşunun temel amacı güçlü yanları verimli, güçsüz yanları ise önemsiz hale getirmektir. Bu şekilde, tamamen normal insanlar sıradışı işler başaracak duruma getirilmelidir.

            Doğru bir organizasyon yapısının geliştirilmesi, işin kapsamlı şekilde tasarlanmasını, inceden inceye düşünülmesini ve ayrıntılı bir analiz ile sistemli bir ilerleyiş gerektirir. Bir kuruluşun yapısı strateji üzerinden belirlenir. Bir şirket başarılı olmak istiyorsa organizasyonun o şirketin üstesinden gelmeye çalıştığı işe uygun olması çok önemlidir. Somut olarak, her şirket kendi yapılanmasıyla ilgili şu üç temel soruyu yanıtlamalıdır ve yanıtlar şirketin ölçeğinden bağımsız olmalıdır:

  • Müşteri bize ne için para veriyorsa bunu ilgimizin odağına oturtmak ve bu odağı kaybetmemek için kendimizi nasıl yapılandırmalıyız?
  • Çalışanlarımıza ne için para ödüyorsak onların bunu gerçekten yapmasını sağlamak için kendimizi nasıl yapılandırmalıyız?
  • Şirketin zirvesindekiler ve üst yönetim ne için para alıyorsa, onların bunu gerçekten yapmasını sağlamak için kendimizi nasıl yapılandırmalıyız?

Şirket yönetiminin, sadece bütünsel bir bakış açısından yanıtlanması ve algılanması mümkün olan şu konularla ilgilenecek vakti olmalıdır:

  • Şirketin amacı ve misyonu, stratejinin geliştirilmesi;
  • Değerlerin, standartların ve kriterlerin konması;
  • Şirket düzeninin yapılandırılması ve korunması;
  • İnsan kaynaklarının yapılandırılması ve korunması;
  • Şirkette kilit ilişkilerin yapılandırılması ve korunması;
  • Şirketin temsil edilmesi;
  • Fırsatlarda ve krizlerde hemen harekete geçmeye hazır olma

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Etkili Yönetim Talep Edin – Warren Buffet

            Yönetimde mevzu insandır. Yönetimin görevi insanların birlikte performans ortaya koymalarını sağlamaktır. Bu süreçte mevcut kaynaklar müşteriler için faydaya dönüştürülür.

            Her kuruluş ortak hedeflere ve değerlere bağlı olmalıdır. Kuruluşun misyonu olarak belirlenen hedefler açık, basit ve bağlayıcı olmalıdır. Yönetici kademesi bu değerleri ve hedefleri sadece titizlikle ifade etmek ve belirlemekle kalmamalı, bunları uygularken kendisi de davranışlarıyla örnek olmalıdır.

            Yönetim kuruluşunun bütününün olduğu kadar işletmedeki her bir çalışanın da sürekli olarak öğrenmesini ve kendini geliştirmesini mümlün kılmalıdır. Öğrenmek ve kendini geliştirmek her zaman ve her kademede gerçekleşmelidir – bu süreç asla tamamlanmaz.

            Yönetici bilançodan çok daha fazlasını göz önünde bulundurmalıdır. Piyasadaki konum, inovasyon becerisi, verimlilik, çalışanların niteliği ve tabii ki finansal değerler çok önemlidir, fakat finansal değerler ilk değil düşünülmesi gereken son unsurdu.

            En büyük hedef memmun bir müşteridir ve bu hep böyle kalacaktır. Biraz abartarak şöyle diyebiliriz: Sonuçlar işletmenin dışındadır, işletmenin içinde sadece masraflar vardır.

            Günümüzün en başarılı yatırımcılarından Warren Buffett yönetimin gerçekten ne anlama geldiğini bütün kapsamıyla kavradığının etkileyici şekilde sergilemiş biridir. Buffet servetinin büyük kısmını, yaklaşık olarak 30 milyar dolayı peyderbey Bill & Melinda Gates Foundation’a bağışlayacağını açıkladı. Fortune dergisinin bir röportajında, şu an dünyanın en zengin ikinci adamının milyarlarını neden dünyanın en zengin adamına hediye ettiği sorunada Buffett şu yanıtı verdi: “Siz böyle ifade edince kulağa bayağı komik geliyor. Ama gerçekte bu parayı ona ve Melinda’ya hediye etmiyorum ki, onların güvenli ellerine emanet ediyorum”. Buffett servetini çağımızın en başarılı insanlarından birine emanet ederek mümkün olan en etkili sonucu hedefliyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Birlikte Daha Yüksek Hedeflere Ulaşın – Klaus Schwab

            “Dünyayı iyileştirmeye adanmışlık” Dünya Ekonomi Forumu’nun (World Economic Forum) takdire şayan misyonudur. Klaus Schwab’ın girişimi, alanlarında en iyi olanların azmini birleştirmenin nasıl fırsatlar yarattığının en iyi örneklerinden biridir. Bu her yöneticinin kendi sorumluluk alanında uygulayabileceği, hatta uygulaması gereken bir şeydir.

            Disiplinler arası fikir alışverişini ve iletişim ağını geliştiren ve kullanan yöneticiler ile kuruluşlar gelecekte rekabet üstünlüğüne sahip olacaklar. Sonuç odaklı değişim süreçlerini hedefleyenlerin bunu başarıyla uygulayabilmeleri için iki temel koşul doğuyor: Birincisi, bütün katılımcıların görüş birliğini ve bağlılığını hızla sağlamak durumundadır. İkincisi de kuruluşun bilgisini ve kendi gücünü optimal şekilde kullanmak zorundalar.

            Mükemmel yöneticiler bu disiplinler arasında kurulan ağdan yararlanmak için büyük çaba harcarla. Klaus Schwab ve Dünya Ekonomi Forumu’nun hedefleri, fikir ve bilgi alışverişinde ne kadar büyük bir gücün yattığının çok iyi bir örneğidir. Bu fikir ve bilgi alışverişinin kuruluşlar için sağladığı avantajlar çok net ortadadır:

  • Niteliksel olarak yüksek değerde çözümlere daha kısa sürece ulaşılabilir çünkü kuruluşun en iyilerinin deneyimi ve bilgisi birleştirilip bu birliktelikten yararlanılır.
  • Disiplinler arası bir iletişim sayesinde, sorunları ve fırsatları daha iyi görebilmek ve her bir alandaki kilit kişilerin zorluklara dair görüş açılarını ve fikirlerini daha iyi kavrayabilmek mümkündür.
  • Disiplinler arası bir ağ etkili karar vermeyi mümkün kılar, çünkü kuruluşun en iyilerinin karşılaşılan zorlukları farklı bakış açılarıdan görebilmeleri sayesinde konuyla ilgili bütün unsurlar dikkate alınabilir.
  • Kuruluşun içinde karar mercciinde olanların ve bilgiyi taşıyan kişileri mevcut detay bilgisinden yararlanılır ve aynı zamanda nerelerde eksikler oluğu da ortaya çıkar.
  • Son olarak –uygulamaya yönelik kişiler için en önemli olan nokta- kilit kişiler dahil edildiği ve bu kişiler projelerin hayata geçmesini gerçekten arzuladığı için zorlu projelerin hayata geçmesi çok daha kolaydır.

            En iyi yönetilen kuruluşların çoğu “Disiplinler arası ağı sürekli geliştirmeyi hedefler.” Klaus Schwab kişisel olarak daha fazlasına da işaret ediyor: Yaratıcılık, insana büyük güç veren kişisel bir karardır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Pazarlama Planınızı Zekice Yapın – Richard Branson(Milyarder)

            Richard Branson 16 yaşında Stowe’da özel bir İngiliz okulundaki eğitimi yarıda bıraktığında, o zamanki okul müdürü ona şöyle bir öngürüde bulunmuştu: “Sen ya hapse düşersin ya da milyoner olursun.”

            Branson dünyanın en başarılı üst düzey yöneticileri arasında renkli ve farklı bir kişi statüsünde. Çok kollu bir şirket imparatorluğunun patronu olarak büyük başarısına rağmen kasıntıdan uzak, rahat sempatik tavrını koruyor. “Ben para yüzünden değil, gurur duyabileceğim yaratıcı bir şey ortaya çıkarmak istediğim için işletmeciyim” diyor prensiplerinden birini dile getirirken. İşletme kariyerine henüz yeniyetme olarak Student dergisini çıkararak başladı, çok geçmeden Virgin adı altında doğrudan plak satışı ile daha büyük bir başarı yakaladı. O zamanlar henüz tanınmayan sanatçı Mike Oldfield ile başka hiçbir yerle çalışmaması şartıyla yaptığı anlaşma sayesinden başlar başlamaz gerçek bir şans yakaladı. Mike Oldfield’in muhteşem Tubular Bells albümü bütün dünyada satış rekorları kordo, Oldfield’e En İyi Enstrümental Beste dalında Grammy ödülü getirdi ve Branson’un neredeyse bir gecede sektörde ün kazanmasını sağladı. Bu başarı Richard Branson’ın iş hayatında bir dönüm noktasıydı, çünkü o andan itibaren birçok ünlü Virgin Records’a akın etmeye başladı.

            Pazarlama alanunda yapılan kaynak yatırımını sürekli optimize etmek faydalıdır.  Bir kuruluş, hedef kitlesini ve müşterilerini o kadar iyi tanımayı başarmalıdır ki, müşterilerine ve onların ihtiyaçlarına kusursuz uyan hizmetler ve ürünler geliştirebilecek duruma gelmelidir. Böylece müşteriler bu hizmetleri ve ürünleri neredeyse kendiliğinden satın almalıdır. Hatta ideal durumda müşteriler bu ürünleri kendiliğinden talep ederler.

            Hedef kitlenizin analizini derinleştirirseniz, bu kitlenin hangi hizmetler ve iyileştirmeler için para ödemeye hazır olduğuna dair ipuçları elde edebilirsiniz. Dünyanın en iyi kuruluşlarının bazıları hedef kitlelerini düpedüz ellerinde tutarlar. Yani, müşterileri için o kadar önemlidir ve onlar hakkında bilgiye talep o kadar güçlüdür ki medya onlar hakkında haber yapmazlık edemez.     

Hedef kitlenizi ne kadar iyi tanırsanız, kendinizi o kadar iyi konumlandırabilirsiniz ve hedef kitlenizi elinizde tutma yolunda o kadar mesafe katetmiş olursunuz –bu harikulade bir pozisyondur, çünkü o zaman müşterileriniz, sizin kendinizi müşterileriniz adına geliştirmenize yardım ederler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Bilgiyi Kullanın – Paul Julius Reuter(Reuter Haber Ajansı)

            1850 yılında, Avrupa telgraf ağında Brüksel’deki Belçika telgraf ağının bitiş noktası ile Aachen’daki Alman telgraf ağının başlangıç noktası arasında hala 122 kmlik bir boşluk vardı. Paul Julius Reuter, bu durumun bilgilerin hızla ulaştırılmasına mani olduğunu açıkça görüyordu. Müşterilerin daha hızlı ulaştırılan bilgiler için para ödemeye razı olacaklarından emindi ve bu düşünceyle cesur bir adım atarak kendi haber ulaştırma servisini kurdu. Boşluğu kapatmak için 200’ü geçkin mektup güvercin kullandı. Hayvanlar her gün trenle Aachen’dan Brüksel’e getiriliyordu ve bilgilerin hedefe ulaşacağından emin olmak adına üçer güvercine hep aynı haber bağlanıyordu. 1851 yılı içinde telgraf ağındaki boşluk giderek daraltığında Reuter atları kullanmaya başladı.

Nihayet 16 Nisan 1851’de bağlantı tamamlandığında Reuter’in tekeli ortadan kalktı. Bunun üzerine Reuter, haberleri güvenilir şekilde ve herkesten önce ulaştıran bir şirket kurma amacıyla Londra’ya taşındı. Reuter Nisan 1865’te zamanın en ileri teknolojisinin kullanımı ve iyi düşünülmüş sistemiyle Abraham Lincoln’ın öldürülme haberinin gazete ve şirketlere herkesten önce ulaşmasını sağladığında tekrar çığır açmayı başardı.

            Bilgi, bilgi işçilerini etkin kılar. Bilgi kuruluşların işlemesini sağlar. Veriler her zaman kullanıcı ile mutakabat halinde sunulmalıdır, çünkü çok sayıda veri içinden hangilerinin onun için gerçekten bilgi niteliği taşıdığına, bu bilgileri nasıl organize etmesi gerektiğine ve sonuçlar elde etmek için bu bilgileri nasıl organize etmesi gerektiğine ve sonuçlar elde etmek için bu bilgiler doğrultusunda neleri harekete geçirmesi gerektiğine sadece o karar verebilir.

            Bir kuruluş ancak bütün çalışanları bilgi akışına sürekli katkı sağladığında işleyebilir. Bu yüzden herkesin bilginin iletiminde ve edinimindeki kişisel sorumluluklarının bilincinde olması önemlidir. Bu sorumluluğu yerine getirmek için disiplin göstermeleri gerekir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Dönüm Noktalarının Farkına Varın – Andy Grove

            Intel’in eski CEO’su, Budapeşte kökenli Andrew Stephen “Andy” Grove zor bir çocukluk geçirdi. Yahudi, tüccar bir ailenin oğlu olarak sahte bir kimlikle yaşamak zorunda kaldı ve Nazilerden dostlarının yanına sığınarak kaçabildi. Biraz zaman zonra Amerika’ya kaçan Andy Grove azimle kendi kendine İngilizce öğrenci ve Berkeley’de üniversite öğrenimine başladı, 1963 yılında doktarasını tamamladı. Üniversiteden sonra Fairchild Semiconductor şirketinde çalışmaya başladı. Burada Gordon Moore ve Bob Noyce ile tanıştı, Intel şirketini kurmak üzere 1968 yılında onlara katıldı. Bu üçlü çok etkileyici bir ekip oluşturdu. Noyce ve Moore, Fairchild şirketinde çalışmadan önce, transistoru icat ederek 1956’da Fizik Nobel Ödülü’nü alan ve yarı iletkenler hakkında ilk mesleki kitabı kaleme alan William Shockley için çalışmışlardı. Moore 1975’te, sonradan Moore Yasası olarak ünlenecek tezini açıkladı; bu teze göre bir bilgisayar işlemcisinin transistorları her 18 ayda bir iki katına çıkıyordu. Grove’nın işletmesinde bir kural vardı. Bu kualı şu şekilde özetler “İşletmemde bir kuralım var: Gelecek 10 yılda neler olabileceğini görmek için geçmiş 10 yılda neler olduğuna bakmak gerekir.” Grove’dan neler öğrenebiliriz?

            Birincisi, Grove’un temel ilkelerinden biri olan “yalnızca paranoyaklar ayakta kalır” yaklaşımı doğrultusunda, başarılı bir girişimcilik için belirli bir oranda paranoya ya da uygun bir ifadeyle “sağlıklı bir güvensizlik” doğru ve gereklidir. Intel çağın belirtilerini görmeyi fazlasıyla uzun süre reddetmiş, böylece Japon rakipler Intel’in önceden hakim olduğu pazardan Intel’i neredeyse atmıştı. Soğukkanlı bir netlikle şöyle dedi Grove: “Kendini beğenmişlik, genellikle tam da en başarılı insanları buluyor.”

            İkincisi, işletmeye sürekli bir dış perspektiften bakmanın ne kadar elzem olduğudur. Intel şirketini için önemli bir soruda “Dışarıdan gelen yeni bir CEO ne yapardı” idi.

            Intel’in stratejik dönüm noktalarındaki davranışından sürekli tedbirlilik, sağlıklı bir güvensizlik ve belirli boyutta bir paranoyanın önemi görülebilir. Bir değişimi, hatta stratejik bir dönüm noktasını vakitlice görmek için somut olarak ne yapabiliriz? Her şeyden önce sert, açık tartışmaları desteklemek gerekir. Durumlar, imkanlar ve tehlikeler tüm ayrıntılarıyla görüşüldükten sonra ancak bir kuruluş için stratejik dönüm noktalarını görme şansı, hatta belki vakitlice görme şansı doğar.

            Diğer bir önemli konu, temel konularda disiplinler arası fikir alışverişlerini teşvik etmektir. Bu fikir alışverişleri değişim ya da stratejik dönüm noktaları doğurabilir. Başka bir tavsiye, önümüzdeki verileri ve dayandığınız varsayımları sağlıklı bir güvensizlikle sorgulamaktır.

            The Practice of Management adlı kitabın yazarı Peter F.Drucker’e göre kuruluşlar şu sekiz alanda hedeflere ve belirli performans çıtalarına ulaşmaya çalışmalıdır:

  1. Piyasa konumu
  2. İnovasyon
  3. Verimlilik
  4. Fiziksel ve finansal kaynaklar
  5. Karlılık
  6. Yönetici ekibin performansı, gelişimi ve bakış açısı
  7. Çalışanların performansı, gelişimi ve bakış açısı
  8. Toplumsal sorumluluk

             Bu yaklaşım dört açıdan etkileride beraberinde getirir: Birincisi, amaçlanan performans hedeflerini belirler; ikincisi, değerlendirme için kriterler tanımlar; üçüncüsü, farklı olguların realiteye tabi kılındığı ve bunun yardımıyla yapılandırıldığı düzenleyici bir çerçeve oluşturulur; dördüncüsü, bu sekiz alan kuruluş için ortaya çıkabilecek risklerin sistematik yoklamasında odak noktası olarak görev yapar.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Feedback Oluşturun – James Watt

            James Watt’ın buhar makinesini icat ettiğini bilmeyen yoktur elbette – oysa bu doğru değildir. İlk buhar makinesini İngiliz demirci Thomas Newcomen 1712 yılında yapmıştı. James Watt, 1764 yılında Thomas Newcomen’in tasarladığı bir buhar makinesinin tamiri ile uğraşırken bu makinenin ne kadar verimsiz çalıştığını ve ne kadar çok buharın boşa harcandığını fark etti. Büyük bir tutkuyla daha iyi bir makine geliştirmeye girişti. O zamanlar başka ülkelerde geliştirilen buhar makineleri hakkında yazılan makaleleri okuyabilmek için yabancı diller bile öğrendi. Büyük işler başaran çoğu insan kıymetli bilgilere ulaşabilmek için yabancı diller öğrenmiştir.

            Feedback ya da dilimize geçen tabiriyle geri bildirim, sürekli öğrenmenin anahtarıdır. Kuruluşunuzda önemli projeler ve konular hakkında düzenli feedback almayı profesyonel yönetimin bir rutini haline getirin. Bu, sipariş onayları, ara raporlar ve işlem onayları hakkında rutin olarak bilgi almak anlamına gelir –bunu tutarlı bir şekilde yaparsanız, kuruluşun bütününün güvenli işleyişine ve dolayısıyla risklerin en aza indirgenmesine büyük katkı sağlarsınız.

            Sistematik olarak feedback analizi ile çalışın: Kuruluş, insan ve inovasyon yönetiminde. Bir sonraki önemli kararınızda beklediğiniz sonuçları kağıda dökün. Ay bazında makul bir sürenin ardından gerçek sonuçları beklentilerinizle karşılaştırın.

  1. Bölüm-İnovasyon Yönetimi
  • Fikirleri Hayata Geçirin – Steve Jobs

            Steve jobs dünyamızı, alışkanlıklarımızı, taleplerimizi değiştirdi demek abartılı olmaz. Daha hayattayken Thomas Alva Edison, Henry Ford, Walter Disney ya da Albert Einstein gibi dahilerle aynı seviyeye konulan bir öncüydü. O kendisini dünyanın en büyük işletmelerine karşı devrimci olarak görüyordu. Kapalı bir insandı, neredeyse hiç kişisel röportaj vermezdi. Ama iş Apple ürünlerini tanıtmaya geldiğinde olağanüstü şovlar sergilemekten çekinmezdi. O konuda kimse eline su dökemezdi. Genellikle tek başına ve her zamanki gibi boğazlı kazakla, siyah bir sahne üzerinde büyük bir çoşkuyla takdim ettiği yeni “inanılmaz” Apple ürününün tanıtımları gerçek bir şovmenin ustalık performansıydı.

            Steve Jobs genç insanları kişiliğiyle kendine hayran bırakıyordu. 2005 yazında Stanford Üniversitesi’nde efsanevi bir konuşma yaptı. Öğrencilere, gençken okuduğu bir alıntıyı anlattı: “Her gününü son gününmüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın.” Jobs bunu okuduğu günden beri her gün, eğer bu gün son günü olsa gerçekten yapmak istediği şeyi yapıp yapmadığını sorduğunu ve eğer cevabı hayır ise planını değiştirdiğini ekledi. “Zamanımız kısıtlı. Başkasının hayatını yaşayarak bu zamanı boşa harcamayın. Dogmaların –başkalarının düşüncelerinin sonuçlarının- sizi sınırlamasına izin vermeyin. Başkalarının seslerinin gürültüsünün sizin iç sesinizi bastırmasına izin vermeyin. En önemlisi: Kalbinizin ve sezgilerinizin gösterdiği yoldan gidin –onlar sizin gerçekten ne olmak istediğinizi bilir” diye tavsiye verdi öğrencilere. Ve bütün hayatını etkileyen bir düstur ile sözlerini bitirdi: “Stay hungry, stay foolish(açlığını ve saflığını yitirme)”.

            Steve Jobs’ un yenilikçi olmasının sebebi, aşağıdaki şu fikirlerin ilk olarak onun aklına gelmedi değildir:

  • Ortalama bir hane için makul bir fiyatta bilgisayarlar üretip kitlesel pazar elde etmek.
  • Bütün kullanıcılar için fare ile yönetilen, sezgisel anlaşılabilen bir kullanıcı ara yüzüne sahip, gerçekten kullanıcı dostu bir bilgisayar üretmek.
  • İlk kez tamamen digital canlandırılmış bir sinema filmi yaratmak ve bunu dünya çapında üne kavuşturmak.
  • Yeni kriterler yaratacak tasarıma sahip ilk bilgisayarları üretmek.
  • Müzik çalar aletlerde yeni bir nesil geliştirmek.
  • Yeni bir kuşapın sembolü haline gelecek bir cep telefonu geliştirmek
  • Ve Son olarak, iPod, iTunes, iPhone ve iPad gibi dijital yaşam tarzı ürünleriyle tamamen yeni bir dünya pazarı oluşturmak.

            Steve Jobs’un yenilikçi olmasının sebebi bu fikirleri ilk düşünen kişi olması değil, bunları ilk hayata geçiren kişi olmasıdır.

            En iyi yöneticilerin özelliği nedir sorusunun cevabı çok açıktır: “Onlar doğru şeyleri yaparlar.” Mesele uygulamadır. Çünkü insanın aklına bir fikir gelmesi nispeten basittir, fikirleri hayata geçirmek ise bambaşka bir şeydir.

            İnovasyon her kuruluşun ihtiyaç duyduğu temel bir beceridir. Bu, resmi kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, ticari kuruluşlar ya da kar amacı gütmeyen kuruluşlar, yani her türlü kuruluş için geçerlidir.

            Fakat bir kuruluşun ihtiyaç duyduğu temel bir beceriyi geliştirebilmesi için önce inovasyonun doğru anlaşılması gerekir ve bunun için de açık ve ödün verilemez bir kriter vardır: Piyasa ve müşteriler için değer ve memnuniyet oluşturma boyutu.

            Dolayısıyla inovasyonunun değerlendirilmesi kuruluşun içinde gerçekleşemez, tamamen müşterinin ne istediği ve bunun için ne kadar para harcamaya gönüllü olduğuyla ilgilidir. Belirleyici olan bir inovasyonun teknolojik ya da bilimsel değeri, ne de onun orjinalliği, güzelliği, kaliyesi ya da yöneticilerin o konudaki fikirleridir. Belirleyici olan piyasadaki müşterilerin değerlendirmesidir –sınama budur.

            İyi yönetilen kuruluşlar inovasyon başarılarını sistematik olarak ölçerler. Burada çıkış noktası şirketin kendi performansı değil piyasanın gözlemlenmesi olmalıdır. İnovasyonların ele alınması, ortamların esaslı şekilde kavranması üzerine temellendirilmelidir. Kuruluşun kendi performansı bu temel üzerinde açıklığa kavuşturulmalıdır. Fakat ele alınması gereken sadece performans değildir; gerçekleşmeyen performans, kaçırılan fırsatlar, başarısızlıklar ve hatalar, gözümüzden kaçan şeyler, çok geç tepki verdiğimiz gelişmeler ve hiç tepki vermediğimiz gelişmeler de ele alınmalıdır.

            Büyük işler başaran insanların çoğu yüksek hedeflerine ancak kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını misyonları adına geri plana ittiklerinde ulaşabileceklerini bilirler. Sonuçların ne kadar ağır olduğunu düşününce bu insanlara ne kadar saygı duysak yeridir. Steve Jobs CNN’in CEO’su ve Time dergisinin müdürü olan Walter Isaacson’dan kendi hayat biyografisini yazması için bir görüşme talep etti. Jobs ve Isaacson iki yıl boyunca birlikte çalıştı, Isaacson 50’den fazla söyleşi üzerinden Steve Jobs’un hayatını ve ürünlerini bir araya getirdi. Son söyleşi Steve Jobs’un ölümünden iki hafta önce gerçekleşti. Isaacson, hep dilinin ucundaki o soruyu sormaya ancak bu son görüşmede cesaret edebildi. Neden? Bu kadar dışarıya kapalı bir adamın bu kitap için kendini neden açtığı sorusu. “Çocuklarım beni tanısın istedim” dedi Jobs cevap olarak. “Her zaman yanlarında olamadım, bunun sebeplerini öğrensinler ve ne yaptığımı anlasınlar istedim.”

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • İnovasyonların Asla Hoş Karşılanmadığını Unutmayın–Gustave Eiffel

            Yönetici olarak bilmeniz gereken birşey varsa o da inovasyonların asla sıcak karşılanmadığıdır. Dolayısıyla inovasyona başlarken her zaman sorunlarla başetmemiz gerekeceğini kabul edin. Örneğin 1887 yılında iş Paris’in önde gelenlerine kalsaydı Eyfel Kulesi asla inşa edilemezdi.

            Gustave Eiffel çelik köprüler, hangarlar ve fuar binalarıyla bütün dünyada adını duyurmuştu. Pariste yer alan, çelik ve camdan inşa edilmiş büyük mağaza Le Bon Marche, Panama Kanalı’nın savakları ve New York’taki gürlük Anıtı’nın taşıyıcı iskeleti en tanınmış yapıları arasında yer alıyordu.

            1886 yılında, 1889’da gerçekleşecek dünya fuarı çerçevesinde Champ de Mars alanınn yapılanması ve bu kapsamda öngörülen bir tür sembol olarak bir kule inşası için yarışma açıldığında Eiffel’in mimarlık şirketi kazandı ve Koechl’in yönetiminde yaklaşık iki yıllık bir inşşat sürecinden sonra günümüzde Paris’in en ünlü alametifarikası olan Eyfel tamamlandı.

            Ama bu yenilik pek de sıcak karşılanmadı. Bilakis, birçok protestoya sebep oldu. Besteci Charles Gounod, yazarlar Emile Zola, Leconte de Lisle, Guy de Maupassant, Alexandre Dumas ve Paris opera binasının mimarı Charles Garnier gibi tanınmış sanatçılar bir protesto bildirgesl yayınlayarak kule karşı çıktılar.

            İnovasyonların sıcak karşılandığını düşünmek bir yanılgıdır. Tam tersi söz konusudur: İyi fırsatlar yakalamak ve bunları kuruluşunun için gerçekleştirmek psikolojik açıdan zordur. Çoğu kez alışılmış alışkanlıkları terk etmek anlamına gelir. Daha da kötüsü, genellikle de en becerikli çalışanların en çok gurur duyduğu şeylerden vazgeçmesi gerekir. İnovasyonları başarılı kılmak için bu direnci kırmak, farklı çıkarları dengelemek adına yorulmak bilmeden çalışmak gerektirir.

            Bir inovasyonun ihtiyacı olan tek şey, “Ben bunu başarıya ulaştıracağım” diyen ve işe girişen, çığır açana dek pes etmeyen biridir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Sabırla Deneyin – Jeff Bezos

            Dünyanın en büyük internet alışveriş merkezi Amazon’un gözler önüne serdiği büyük küçük inovasyonların sayısı müthiştir. Amazon’un misyonu şöyledir: “İnsanların internet üzerinden satın almak istedikleri her şeyi bulabilecekleri ve keşfedebilecekleri, dünyanın en müşteri merkezli şirketi olmak.” Bezos bugün Amazan’u daha müşteri odaklı bir şirket haline getirmekle kalmayıp dünyanın bütün büyük şirketleri için müşteri odaklılık kavramının standartlarını da yükselttiğini iddia etse yeridir. Başarısının çok önemli özelliklerinden biri, bir inovasyona şans tanımak adına sabırla, sebatla denemesidir.

            Amazon’un yolu inovasyonlar için fasılasız çabalamayla belirlenmiştir. Ve bu inovasyonların hepsinin amacı müşteriler için sürekli yükselen bir değer yaratmaktadır. Amazon’un birçok faaliyet alanı ve inovasyonu başlangıçta, şirket içinde ve dışında, yoldan sapma, hatta zaman kaybı olarak değerlendirildi.

            Stratejik anlamda önem taşıyan projelerde uzun solukluluk ve sabırla denemek Jeff Bezos’tan öğrenebileceğimiz özellikler. Hareketleri çeyrek yıllık raporlar ya da dış etkiler değil, uzun süreli doğru strateji belirler.

            Bu kadar inovasyonlar için dinamik bir gelişimi harekete giçirmek adına Jeff Bezos iş arkadaşlarıyla birlikte şu soruyu tekrar tekrar merkeze yerleştiriyor: “Önümüzdeki beş ila 10 yıl içinde neler değişmeyecek?” Çoğu işletme, önümüzdeki beş ila 10 yıl içinde büyük ihtimalle neler değişeceği sorusuna büyük zaman harcıyor haklı olarak. Ama nelerin değimeyeceği sorusu genellikle ihmal ediliyor. Oyna bunun cevaplandırılması müşterilerin ihtiyaçlarını ve şirketlerin içinde bulundukları ortamı daha iyi anlayabilmelerine yol açar ve burada büyük fırsatlar gizlidir. Bezos bir diğer avantajı daha öne çıkarıyor: Bugün yatırımı yapılan bütün işler 10 yıl sonra da karşılığını görür.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • İnovasyonları Sistematikleştirin-Thomas Alva Edison

            Başarılı liderler oturup da dahiyane fikirlerin gelmesini beklemez. İşe sistemli girişirler. Thomas Alva Edison  bize inovasyonların sistematik olarak nasıl elde edildiğini göstermiştir. Bir asistanı, çok sayıda deneyin ardından istenen sonuca bir türlü ulaşamayıp cesaretini yitirerek Edison’a geldiğinde o asistanına şu karşılığı vermiş: “Yeni bir pil bulmak için 50.000 deney yaptım. Bu 50.000 olasılığın işlememesi harika bir sonuç!” Edison’a şu cümlenin atfedilmesi nedensiz değildir: “Dehanın yüzde 99’u ter dökme, yüzde 1’i de ilhamdır.

            Edison tipik bir mucitti: 21 yaşından ilk patent başvurusunda bulunmuştu. Bunu 1200 patent izledi. Son patentini 81 yaşında aldı. Edison bir otodidakttı, sadece üç ay okula gitmişti ve 12 yaşında çalışmaya başlamıştı. Toplamda 2000’den fazla alet ve yöntem geliştirdi. Çoğu insanın hafızasına ampulü icat eden kişi olarak kazınsa da bu doğru değildir. Ampulü yaklaşık çeyrek yüzyıl önce saat imalatçısı Heinrich Goebel icat etmişti ve 1854’ten itibaren New York’taki atölyesini bu şekilde aydınlatıyordu. Edison’un icat ettiği şey şehir aydınlatmasıdır.

            Yenilikçi liderler inovasyonun bir fikirle başladığını bilir. Ufak tefek değişiklikleri ve iyileştirmeleri amaçlamak yerine gerçekten esaslı inovasyonları hedefleyin. Edison, ampul için doğru ampul telini bulana dek 6000 deney yapmıştı. Bütün bu süreç boyunca aklında tek bir büyük fikir vardı.

Ama büyük unsurlar ile küçük unsurların asla birbirlerini dışlamadıklarını da aklınızdan çıkarmayın. Edison da mühendislerinden ve bilimcilerinden “her 10 günde bir küçük bir şey, her altı ayda bir büyük bir şey icat etmelerini” talep ederdi.

            Sistematik inovasyonlar gerçekleştirmek için inovasyonların yenide temel kaynağını bilmelisiniz.

İlk dört kaynak kuruluşun içinde aranmalıdır.

  1. Beklenmedik olan: Beklenmedik bir başarı, beklenmedik bir başarıızlık ya da dışarıdan beklenmedik bir olay.
  2. Uyuşmazlık: Gözlemlenen gerçeğe dair beklentiler ve gerçeğin “nasıl olması gerektiğine” dair beklentilerin gerçek sonuçlar ile uyuşmadığı durum.
  3. Süreç gerekliliği: Yöntemin gereksinimleri nedeniyle zorunluluk haline gelen bir yenilik.
  4. Piyasanın ya da sektörün yapısından aniden yaşanan ve herkesi şaşırtan bir değişim.

 Diğer üç kaynak kuruluşun dışında aranmalıdır.

  1. Demografik yapının değişikliği.
  2. Çevredeki algının, atmosferin ve anlamların farklılaşması.
  3. Hem bilimsel hem de bilimdışı yeni bilgiler.

Bu yedi kaynak üzerinde sistematik olarak çalışırsanız çok yol alırsınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Başarılarınızdan Yararlanın-Dietrich Mateschitz

            Başarılarınızdan yararlanmak konusunda pek az şirket beceriklidir. Hatta çoğunluğu bu konuda berbattır. Bunun sebebi başarıyı hak ettiklerini ve hedefe ulaştıklarını zannetmeleri. Yanlış! Çünkü aslında asıl iş bu noktada başlar. Red Bull’un kurucusu ve başarılarından yararlanmak konusunda gerçek bir üstat olan Dietrich Mateschitz’ten bu konuda öğrenecek çok şeyimiz var. “Bu yapış yapış şeyle ne yapacaksın ki?” diye sormuşlardı ona, Red Bull markasına giriştiğinde. Dahası, tadı ayıcık şeklindeki jöle şekerlere benzeyen bu ürünün fiyatı Coco-Cola’nın ve PepsiCo’nun katbekat üzerinde olacaktı. “Kim bunu niye alsın? Ne işe yarayacak? Piyasası nerede? Dietrich Matezchitz de bunun tamamen bilinciydeydi: “Başladığımda şunu dedik: ‘Red Bull için var olan bir piyasa yok. Ama Red Bull o piyasayı oluşturacak.’” Red Bull piyasaya girdikten sonra başarılı olmaya başlandığında rakipler bunu önce moda akımı olarak küçümsedi. 2002 yılında, yani Red Bull piyasaya girdikten 15 yıl sonra “142 taklitçide saymayı bıraktık” dedi Mateschitz. 

            Mateschitz’in başarılı olmasının formüllerinden biri, markanın gelişmesine daima yatırım yapmasıydı. 2004 yılında yaklaşık 600 milyon dolar, yani gelirin aşağı yukarı yüzde 30’unu pazarlamaya yatırdı. Coca-Cola yaklaşık yüzde 9’unu kullanıyordu. Ama PepsiCo ve Coca-Cola’nın yaptığı gibi milyonlarca dolar dökü süperstarlarla anlaşmak yerine Mateschitz alışılmadık alanlarda parlayacak yeni yıldızların arayışına girişti. Bugün gelinen noktada, ekstrem sporlar alanında hiçbir marka Red Bull kadar varlık gösteremiyor. Flying Bulls uçaklarının uçuş gösterileri, Hawaai’de uçurtma sörfü, bisikletle dağ inişleri ya da  uçurumdan atlama gibi, her yıl düzinelerce etkinlik düzenleniyor.

            Red Bull’un pazarlaması dahice. Mateschitz, başlangıçtan itibaren olumlu karşılanan bir gerilla pazarlama mantığı uyguladı. Bu, ürünün imajının tutumlu bir kaynak kullanımı eşliğinden yaratıcı ve farklı bir stratejiyle belirlenmesi anlamına geliyordu. Red Bull Avusturya’nın ilk gerçek küresel markası haline geldi, Mozartkugel adı verilen çikolataların, Lipizzan ırkı atların ve Viyana Senfonisi’nin çok önündedir.

            Her kuruluşta sorunlara odaklanmaya yönelik bir eğilim vardır. Yönetici kadrolarındakilerin bakışları da hep mıknatıs gibi sorunlara kayar. Kısa ve öz tabir edersek kuruluşlar fırsat odaklı olmak yerine problem odaklıdır. Oysa başarıya ulaşmak için en büyük fırsatı yakalamanın yolu kendi başarılarınızdan yararlanmak ve başarıları temel alarak onları daha da yükseltmektedir. Görülen fırsatları başarıyla hayata geçirmek istiyorsanız, bunların uygulamasından en yetkin ve güçlü kişiyi sorumlu tutun.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Yaratıcı Yıkım Uygulayın – Joseph Schumpeter

            Yaratıcı yıkım yöntemi dendi mi akla Joseph Schumpeter gelir. Yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin temel olgusudur. Bu kapitalizmin hamurudur, her kapitalist meselenin ister istemez varolması gereken ortamdır. Schumpeter, sağlıklı bir siyasal ekonomi için denge ve optimumlaştırmadansa yenilikçi girişimciler tarafından harekete geçirilen dinamik bir dengesizliğin “kural” olduğunu şiddetle savunan ilk etkili ekonomi uzmanıydı. Çağının çok ilerisindeydi. İnovasyon ve girişimci davranış her kuruluş için temel konular haline geldi. Sürekli değişim çaından büyüklük değil, güç ve herşeyden çnce değişen temel koşullara uyum kabiliyeti önemli olaran kriterler.

            Girişimci davranışlar genellikle riskli olarak görülür ve genellikle öyledir de. Ama girişimci davranmak, eskimiş şeyleri tekrar tekrar optimumlaştırmaktan daha az risklidir. İnsanar otomobil talep ederken son fayton üreticisinin iç süreçlerini ve pazarlamasını optimumlaştırmasının ona gbir faydası olmaz. Yaratıcı yıkım uygulamak, kaynakların en üretken oldukları yerde kullanımlarına katkı sağlar. Girişimci davranan yöneticiler, risk seven girişimciler oldukları klişesinin aksine risk almaya niyetli değildir, bilakis riskleri görmek, risklerden kaçınmak ve bunları kontrol altına almak için çok çaba gösterirler.

            Giderek daha da hızlı gelişen değişimlerin yaşandığı bu çağda yöneticilerin karşısında iki seçenek var: Ya bu değişimlere tepki verecek ya da bu değişimleri kendileri aktif olarak şekillendirecekler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Detayları Mükemmelleştirin-Howard Schulz

            Howard Schulz Starbucks ile dünyanın en tanınmış kafe zincirini yarattı. Schulz New York’un Brooklyn semtinde bir sosyal konutta büyüdü. Bir burs sayesinde Northern Michigan Üniversitesi’nde okudu ve mezun olduktan sonra Xerox’ta satış temsilcisi olarak işe başladı.

1982 yılında satış ve pazarlama müdürü olarak Starbucks’a girdi. Starbucks o zamanlar henüz ufak bir işletmeydi, 1981 yılına dek ancak üç şube açmıştı. Bugün işletmenin dünya çağında 17.000 den fazla şubesi ve yaklaşık olarak 140.000 çalışanı bulunuyor.   

            Starbucks ile ilgili öne çıkan en önemli unsur; her bir detayı mükemmelleştirme tutkusu. Gerçekten her alanda şirketin yapabileceğinin en iyisini ortaya koyma yaklaşımı. Bu felsefe ve yaklaşım ciddiye alındığında bütün şirket gelişimi için temel önem taşır. “Tasarım bir şeyin nasıl göründüğü ya da hissedildiği değildir. Tasarım bir şeyin nasıl işlediğidir” demişti Steve Jobs bir keresinde.

            Howard Schulz’un bu şiara katıldığına hiç şüphe yok, çünkü Starbucks’ın 2009 yılında uygulanmaya başlanan şube tasarımını Schulz ve ekibi büyük emek harcayarak tutkuyla gerçekleştirdiler.

            Tasarım ne kadar önemli olsa da, ne yazık ki sıklıkla ihmal edilir ve aslında işin sadece küçük bir bölümüdür. Tasarım bir işletmenin ayrıntıları mükemmelleştirmeyi ne kadar önemsediğini gösterir elbette, ama nihayetinde asıl mesele Steve Jobs’un ifade ettiği gibi, ürünün ya da hizmetin bir bütün olarak nasıl işlediğidir.            

            Ürünlerin ve hizmetlerin baştan itibaren mutlak müşteri memnuniyeti doğrultusunda işlemesi, iyi yönetilen şirketlerin bir özelliği, hatta belki de temel özelliğidir.

            Yüksek bir çıta belirlemek insanın hiçbir ayrıntıdan kesinkes memnun kalmaması gerektiğini de beraberinde getirir. Yani daha net ifade edersek, insan bir ayrıntı ne kadar kusursuz olursa olsun, daha iyi bir çözüm bulmak adına onu hala sorgulamaktan kaçınmamalıdır. Dünyanın en ünlü kafe zincirini kurmak gibi büyük bir hedefe, kendinizi herkese sevdirerek değil, müşteriler için fayda sağlamak adına en ufak ayrıntıya kadar profesyonellikle düşünerek ulaşırsınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Yeni Teknolojilerin Sunduğu Fırsatları Değerlendirin-Larry Page

            Google’ın kurucu ortağı ve CEO’su Larry Page ve diğer kurucu ortak Sergey Brin, yeni teknolojilerin fırsatlarını doğru zamanda görmek ve kullanmakta nasıl bir güç yattığının çarpıcı bir kanıtını sundular. Google şirketi sadece arama motorlarında değil internet reklamlarında da piyasaya hakim. Google olmasa bugün internette pek bir şey olmazdı, Page olmasa da Google’dan pek bir şey olmazdı.

            Page üniversite arkadaşı Sergey Brin ile işe girişti. Birlikte, Winograd’ın teşvikiyle “Google Projesi” ni geliştirdiler ve bu proje 1998’de şirket olarak işlemeye başladı. Şirket Page’in yönetiminde 200 çalışanlı bir kuruluş haline gelip kara geçti. 2001 yılında Page ve Brin, Eric Schmidt’i şirkete dahil ettiler. Schmidt daha önce Novell’de yönetim kurulu başkanı ve CEO olarak görev yapmıştı.

            Larry Page ve Sergey Brin, yeni teknolojileri görmeyi ve bunlardan muazzam bir teknolojik inovasyon yaratmayı başardılar. Google’ın başarıları için bütün övgüler bir yana, şirketin gücünün ve yeni alanlara giren projelerinin eleştirel gözle görüldüğününde unutulmaması gerekir. Şirketi tüzüğü olan Google Code of Conduct’ta “Don’t be evil” (Kötü olma!) ifadesi yer alır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Aslında Çoktan Yaşanan Geleceği Algılayın-Ray Kroc

            Ray Kroc, tüm dünyanın yemek alışkanlığını değiştirdiğini iddia etse yeridir. Ekmeğini kazanmak için kağıt bardak ve sonrasında da süt karışımlı içecekler satmıştı yıllarca. Kroc, McDonald kardeşleri, isimlerini franchise bazından bir fast-food restoran zinciri için kullanma ruhsatını kendisine satmaya ikna etti.

Karşılığında kardeşler Ray Kroc’un sağladığı her bir franchise işletmenin cirosundan belirli bir pay alacaklardı. Kroc, neredeyse takıntı halinde, konseptin her bir detayı üzerinde titizlikle çalıştı: İnovasyon ve standartlaştırma çabalarında kalite, servis, temizlik ve uygun fiyatlandırma önceliklerinin hep başında yer alıyordu.

             1961 yılında McDonald kardeşleri 2,7 milyon dolarlık bir meblağ ile şirketten tamamen ayrılmaya ikna etti. Girişimcilik açısından bu çok ileri görüşlü bir karardı. Burada da başkalarının göremediği bir şeyi algılamıştı: Konseptin iyi bir pazarlamayla tamamlandığında ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğu.

            Yöneticilerin en önemli görevlerinden biri çoktan yaşanan değişimi görmektir. Burada zor olan, bunu yeterince erken fark etmek ve değişimi fırsat olarak kullanmaktır. Ray Kroc tam da bunu yaptı, hem de sadece bir kez değil, birçok kez: Konseptin potansiyelini fark etmek, franchise sistemini kurmak, standartlaşmayı mükemmelleştirmek, pazarlamayı kapsamlı yapılandırmak ve 1967’den itibarenn uluslarası piyasaya açılmak sadece birkaç örnektir. Başarılı yöneticilerin biyografilerinde hepsinin inovasyona büyük önem verdiklerini görürüz.

            McDonalds’ ın başarısı ne kadar hızlı yükselen bir çizgi ortaya koysa da bir şeyden bahsetmeden geçmemeliyiz: Bu başarının altında herşeyden önce öok çalışmak yatıyordu. Ray Kroc da bu fikirdeydi: “Mutluluk alın terinin kar payıdır. İnsan ne kadar çok alın teri dökerse o kadar mutlu olur”.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------     

  1. Bölüm-İnsan Yönetimi
  • Tek Bir İşi Benimseyin-Michelangelo

            Michelangelo Buonarroti tarihin en büyük heykeltıraşı ve en büyük ressamlarından biri olarak hafızalara kazındı. Malzeme olarak taş ile daima özel bir ilişkisi vardı. Michelangelo’nun ressamlıktaki ustalığı mükemmel olsa da ressamlık sanatını ömrü boyunca reddettiİ fikrince bu sanat kadınlar” içindi.

            Etkili olmanın bir sırrı varsa o da odaklanmaktır. Michelangelo bu sırrı çok iyi biliyordu. Yapmak istediği ve hayalince çoktan gerçek olan bütün o heykelli yapabilmesi için hiç taviz vermeden heykeltıraşlığa odaklanması gerektiğini biliyordu. Çok sıradığı olan gücünün farkındaydı. Hatırı sayılır işler başarmayı amaçlayan insanlar ve kuruluşlar odaklanmak zorundadır.

            Yönetici pozisyonundaki kişilerin yapmaları gereken önemli işler ellerindeki zamanı daima aşar. Eldeki zamanın büyük bölümü başkaları tarafından, örneğin müşterileri, şefleri, iş arkadaşları, çalışanları, sekreterleri ya da işletmeyle ilgili sorumlulukları tarafından belirlenir. Büyük işer başaranların bu konuya dair birkaç kıymetli “sırrı” vardır. Birincisi, daima tek bir işe odaklanır, böylece aynı anda yapılan bir kaç işe kıyasla daha az zamana ihtiyaçları olur. İkincisi, en önemli iş daima ilk önce yaparlar. Daha az önemli işleri, mümkünse hiç yapmazlar bile. Üçüncüsü, bölünmeden çalışabilmek için büyük zaman blokları kullanırlar. Bu zaman bloklarını yaratmak çaba ve öz disiplin gerektirir ama bunlar özelilkle bilgi işçilerinde yaratıcılığın anahtarıdır. Ve dördüncü olarak, bu insanlar güölü yanlarını ellerindeki zaman içinde ne kadar çok kullanmayı başarabilirlerse, o kadar etkili olduklarını bilirler. İnsanlar ve kuruluşlar, güçlü yanlarını ne kadar kullanabilirlerse o kadar iyi performans gösterirler.

            Çabalarınızı, kaynaklarınızı ve zamanınızı bir noktaya yoğunlaştırırsanız sadece daha çok şey başarabilmekle kalmayıp aynı anda birden çok işin de üstesinden gelebilirsiniz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Sonuçlara Odaklanın-Michael Schumacher

            Michael Schumacher’in en tipik özelliklerinden biri bütün önemli istatistiklerde tutarlı şekilde başı çekmesidir. Schumacher performansının her bir detayını geliştirmek için çalıştı ve Formula 1 de elde ettiği sonuçlar da onun yaklaşımının doğruluğunu kanıtladı. Bütün rekorlarının yanı sıra sempatik ve skandalallardan uzak bir hayat yaşadı.

            Yönetimde asıl olan sonuçlardır. Sürekli büyük başarılar gösteren kişilerde göreceğiniz şey onların sonuçlara odaklanmasıdır.  Michael Schumacher’in detay tutkusu, çalışma alanının bütün yönlerinde en iyi sonuçlara ulaşmaya çabalayan biri için somut bir örnektir. İyi yöneticilerin özelliği şudur: Onlar sonuçlara odaklanır ve bunun ötesinde bu sonuçların bütün başarıya nasıl katkı sağlayabileceğini görürler.

            Yönetim kuruluşa bir yön vermelidir. Bunu başarabilmek için kuruluşun misyonunun, yani kuruluşun amacının enine boyuna düşünülmüş ve tanımlanmış olması gerekir. Ayrıca hedefler belirlenmeli ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için mevcut kaynaklar organize edilmelidir. Bu hedefler herşey önce şu özellikte olmalıdır: Birincisi, bu hedefler kolay ulaşılabilir olmamalıdır. İkincisi, arzu edilen sonuçlar ulaşılabilir olmalıdır. Üçüncüsü, ulaşılacak hedefler önem arz etmelidir. Dördüncüsü, sonuç, mümkünse ölçülebilir olmalı, en azından hedefe ulaşımın derecesi değerlendirilebilmelidir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Güçlü Yanlarınızdan Yararlanın-Albert Einstein

            Albert Einstein keman çalmaya bayılırdı: “Çoğu zaman müziğin içinde düşünüyorum. Müziğin içinde hayallere dalıyorum. Hayatımı müzik terimleriyle görüyorum... Bana en büyük yaşama sevinci veren şeyin keman olduğunu biliyorum.” Einstein müzisyen değil de fizikçi olmaya karar vermekle muhtemelen doğru bir şey yaptı. Ama bu iki ilgi alanının da keyfini sürmenin bir yolunu buldu: Mesleğinde güçlü yanına, fiziğe odaklandı, özel hayatında ise tutkusundan, yani keman çalmaktan vazgeçmedi.

            Yönetici konumundakilerin asıl görevlerinden biri, güçlü yanlarını kullanarak kuruluşun verimliliğini arttırmaktır. Bu bağlamda üç alana özellikle dikkat etmemiz gerekir: Kendi güçlü yanlarınızdan faydalanmak, iş arkadaşlarınızın güçlü yanlarından faydalanmak ve kuruluşun güçlü yanlarından faydalanmak.

            Etkili olmanın ilk adımı güçlü yönlerinizi ortaya çıkarmanız. Bu güçlü yanların bilincine vardıktan sonra bunlara yoğun şekilde odaklanın ve bunlardan faydanabileceğiniz bir durum yaratın. Muhteşem yöneticiler ile vasat yöneticileri ayıran özellik, muhteşem yöneticilerin tam da zaten iyi oldukları alanlarda kendilerini sürekli daha da geliştirmeye çalışmalarıdır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Titizlikle Planlayın-Napolyon Bonapart

            Hiçbiri öngörüldüğü gibi gitmese de, hiçbir şey Napolyon Bonapart’ı her bir seferini büyük titizlikle planlamaktan alıkoyamazdı. Bu detaylı planlama ve bununla bağlantılı olarak bütün olası senaryoları detaylıca düşünmesi ona çok sayıda başarı sağladı.Komutan olarak büyük nama sahipti. Birlikleri ona çok saygı duyuyor, düşmanları onun gibi davranmaya çalışıyordu. Savaş tekniklerinin çeşitli olanaklarını kullanıyor ve bunları planlarına ustaca katıyordu.

            Hedefleri, yöntemleri ve önlemleri birlikte düşünmeyi prensip haline getirin. Böylece bir taşla birkaç kuş birden vurursunuz: Birincisi, sadece mevcut sorun için değil, kuruluşunuzun bütünü için derin bir kavrayışa sahip olursunuz.

İkincisi, daha gerçekçi hedefler koyarsınız, çünkü hedefe ulaşmak için gerekli olan en önemli kaynaklar baştan hesaplanmış olur. Üçüncüsü ise giderek daha büyük ve bütünsel bağlamda düşünürsünüz.

            Karara varma ve planlama becerinizi sürekli olarak geliştirmek için denenmiş bir yöntem vardır: Feedback’ten faydalanın. Kararlarınızı verdiğiniz ve buna uygun bir plan tanımladığınız zamanki, yani başlangıçtaki beklentilerinizi ortaya çıkan sonuçlarla karşılaştırın. Bunu tutarlı şekilde yaparsanız zamanla gerçekten daha iyi kararlar vereceğiniz gibi gerçekçi planlar yapma becerileriniz de gelişecektir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • İnsanları Destekleyin ve Geliştirin-David Packard

            David Packard ile Bill Hewlett, 1939 yılında, 538 dolarlık bir başlangıç sermayesi ile Hewlett-Packard Company’yi kurdular. İşletme, bir ileri teknoloji efsanesine yakışır şekilde Silikon Vadisi’nde Palo Alto’da bir garajda hayat buldu. Şirketin iki kurucusu, Packard ve Hewlett çalışanlarına baştan itibaren büyük özgürlük tanıdı. Oyna bu yaklaşım o zamanlar bir işletme yönetimi için hiç de tipik değildi. “Çalışanlara yeteneklerini ve becerilerini kullanma fırsatı verildiğinde onların çok daha fazla şey başarabildiklerini fark ettik” dedi David Packard sonran bu konuya dair.

            İnsanların desteklenmesi konusuna bizzat eğilmek, iyi ve etkili bir yöneticiyi tanımlayan özelliğin ta kendisidir. Bu kişiler bir kuruluşun sahip olduğu en önemli kaynaklardır.

            Bir kuruluşta desteklenen kişiler olumlu anlamda mutlaka gelişir. Diğer yandan desteklenmezlerse, becerileri, yetenekleri ve nihayetinde de tutumlar körelir, yani kötüye doğru gelişirler.

            İnsanlar hedefleriyle büyür. Bu yüzden onların desteklenmesi ve gelişmelerine katkı sağlanması amaçlanıyorsa, konulan hedefler en önemli unsurdur, gidilen bütün kurslardan daha önemlidir. Bir hedefin karşısında aşırı derecede zorlanmak, başarılı insanların hayat hikayelerindeki ortak noktalardan biridir. İnsanları desteklemek için istikrarlı şekilde güçlü yanlarına yönelmek gerekir. Bir kişinin ne tür bir konumda en iyi şekilde gelişebileceği sorusu hedefler ve güçlü yanlarla alakalıdır. Konum seçimi her bir kişinin kişiliğine uygun olarak yapılmalıdır. Yöneticiler birlikte çalıştıkları kişileri destekleyip geliştirmeli. Onlara büyük hedefler koymaya dikkat etmeli.                                                                          -------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Zamanı Akıllıca Kullanın-Stephen Hawking

            Zaman başarıyı mutlak biçimde sınırlayan bir unsurdur. Zamanın telafisi imkansızdır. Zamanınızı yönetimiyorsanız, hiçbir şeyi etkili şekilde yönetemezsiniz. Zamanı etkili şekilde yönetmek büyük başarılar için temeldir.

            Stephen Hawking çağımızın en büyük matematik dehalarından biri kabul edilir. İngiliz matematikçi ve astrofizikçi evrenin kaynağı ve gelişimi üzerine çalışıyor. Ağır engelliliğine rağmen bilim için muazzam şeyler yapmaktan vazgeçmedi. Mesleki ama özellikle de kişisel başarılarından dolayı Hawking birçok insan için ilham verici bir örnektir.

            Daha etkili olmak istiyorsanız, işe zaman yönetimiyle başlamasınız. Bütün diğer önemli kaynakları arttırabileceğinizi göz önünde bulundurun: Para bulabilirsiniz, çalışanları işe alabilirsiniz. Ama zamanı arttıramazsınız. Depolayamazsınız ve geri kazanamazsınız; geçmiş zaman geçmişte kalır. Bir şeyi başarmak istediğinizde zaman daima kıttır. Birçok başarılı yönetici zaman yönetiminde şu adımları izleyerek çalışır.

  1. Zamanınızın nereye gittiğini bulun.
  2. Zamanınızı çalan şeyleri eleyin.
  3. Mutlaka sizin yapmanız gerekmeyen işleri başkalarına verin.
  4. Elinizdeki zamanın etkili ve verimli kullanılmasına dikkat edin.
  5. Kilit görevlerin üzerinde çalışmak için elinizdeki zamanı birleştirin.

Zaman yönetimini öğrenmek için sürekli alıştırma yapın ve zamanınızı bilgece kullanmaya çalışın. Oyun gibi düşünün: “Ustalık deneye deneye olur.”

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Sorumluluklarınızın Bilincinde Olun-Hipokrates

            Yaklaşık 2400 yıllık Hipokrat Yemini adını İstanköylü Hipokrates’ten alır ve hekimlerin mesleklerini sorumluklarının bilincinde ve ellerinden gelen en iyi şekilde yapacaklarına dair temel yükümlülüğü tarifler. Bu yeminin temel cümlesi “primum non nocere” (önce zarar verme) mesleğini sorumluluklarının bilincinde yapan herkes için geçerlidir, buna yöneticiler de dahildir.

            Yöneticiliğin birçok unsuru öğretilebilir ama insanın yaptığı ya da yapmayı ihmal ettiği şeyler için sorumluluk kabul etmeye istekli olması bunlardan biri değildir. İnsanlar kimi zaman sorumluluk almaya belki zorlanabilir, teşvik edilebilir, davet edilebilir ama nihayetinde sorumlu davranmak kişisel bir karardır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Kendi İyiliğinizden Fazlasını Görev Edinin-Muhammed Yunus

            “Yoksullar bütün insan haklarından mahrum bırakılıyor. Fakruzaruretin doğurduğu hayalkırıklığı, düşmanlık ve öfke toplumsal barışı imkansız kılıyor. İstikrarlı bir barışa ulaşmak için, insanlara haysiyetli bir yaşam sürme imkanı tanımamız gerekir.”

            Bir bankanın kurucusu Nobel Barış Ödülü alıyor-kimin aklına gelirdi ki? Muhammed Yunus yoksullara kredi verme alanında öncüydü, kamuoyunun dikkatini bu konuya çeken ilk kişiydi. Nobel komitesinin açıklamasında şöyle ifade edilmişti: “Toplumun büyük kesimleri yoksulluktan kurtulmanın yollarını bulamadığı sürece kalıcı bir barış inşa etmek mümkün değildir. Mikrokrediler bu tür bir yoldur. Alttan yapılanan bir gelişme demokrasinin ve insan haklarının gelişimine de katkı sağlar.”

            Elbette her kuruluş, doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olan insanlar ve çevre üzerinde yaptığı etki ile neticelerin sorumluluğunu taşımalıdır. Ama bir kuruluş toplumsal görevler için daha ileri sorumlulukları, ancak bunlar kuruluşun asıl amacını, misyonunu tehlikeye sokmadığı sürece alabilir.

Kendi iyiliğinizden fazlasını görev edinin.

Bakışlarınızı kendinize değil, göreve yöneltin. Önemli olan görevdir. Siz hizmetkarsınız.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart

Sale

Unavailable

Sold Out