ADELL YK. ÜYESİ DR. ERCAN TOPÇU'NUN "SERAMİK SU KAPLARI-ÇANAKALLE İŞİ SERAMİK SU KAPLARI" MAKALESİ

TARİHİ SU KAPLARI DİZİSİ:

SERAMİK SU KAPLARI-ÇANAKALLE İŞİ SERAMİK SU KAPLARI

Çanakkale işi seramik su kapları günlük yaşam içerisinde önemli bir yer tutardı. Gelin çeyizlerinde gelin ve damat için hazırlanırdı. Gelinler için olanlar ördek ağızlı, damatlar için olanlarda ağız kısımları emzik formunda olurdu.

Çanakkale seramikleri tarih boyunca Çanakkale halkı için önemli bir gelir kaynağı oluşturmuştur. Burada üretilen eserler İstanbul’a, Anadolu’ ya diğer Osmanlı coğrafyasına gönderilmiştir. Çanakkale şehri adındaki çanak gibi adeta bir seramik şehridir. Bugün Çanakkale Seramik Fabrikası bölgenin lokomotifi haline gelmiş olan dünyaca meşhur bir seramik markasıdır.

Çanakkale işi tarihi seramik su kapları testiler, maşrapalar, sürahiler, ibrikler,  mataralar, çanaklar, kase tipi su kapları ve su küpleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çanakkale sürahileri bazı araştırmacılar tarafından Çanakkale şişesi olarak adlandırmaktadırlar.

Çanakkale işi seramik su kapları içinde testilerin ayrı bir yeri vardır. Testi kelimesinin aslı “ Desti” dir. Kulplu olurlar. Kupları sade veya burmalı olarak karşımıza çıkar. Bu testiler Çanakkale hatırası olarak “ Yadigar- ı Çanakkale” yazılı hatıra olarak yapılan testiler, çeşmeden su almak için veya evde su içmek için yapılan testiler, kullanım amacı olmayıp sadece çeyiz için yapılan testiler olarak görülmektedir. Testi ile ilgili güzel bir söz vardır; “ Kız pınar başında desti doldurur, Destinin kulpuna kuşlar kondurur. “

Özellikle 18.yy ve 19.yy arası dönemde Çanakkale işi seramik su kapları işçilikleri, seramik sır kalitesi ve renkleri ile dikkat çekerler, imparator sarısı ve beyaz renkler en çok ilgi görmekle beraber, yeşil renkli testilerde dikkat çekmektedir. Gövdede bazen rozet veya koçbaşı figürler, çiçek ve yaprak gibi bitkisel motifler yapılmıştır, Gövdede altın yaldızla fırça uygulamaları yapılmıştır. Çanakkale seramik başucu ibrikleri özellikle çocuklar, yaşlılar, yerinden kalkamayan hastalar için tasarlanmıştır. Beyaz, sarı, yeşil, kahverengi ve tonlarındaki renklerde üretilmiştir.

20.yy başlarından itibaren Çanakkale seramiklerinde işçilik, kalite, görsel zenginlik belirgin derecede azalmış estetik unsurlar göz ardı edilmiştir. Eserler oldukça zevksiz, renkleri bir o kadarda kötüdür. Bunun sebebini Birinci dünya savaşı ve devamındaki yokluk yıllarıyla açıklanabilir. Yunanistan’ da Çanakkale işi seramik kaplara özel bir önem gösterilip bu eserlerin Yunan işi olduğuna dair bir düşünceyi sanat piyasasına yansıtmaya çalışmaktadırlar.

Kütahya İşi Seramik Su Kapları :

Kütahya seramikleri halkın gündelik yaşamda ihtiyacı olan su kapları üretilmiştir, Kütahya seramik ustaları zaman zaman Çin ve Japonya seramiklerinin renk ve tasarımlarını etkisi altında kalmışlardır. Beyaz veya krem hamurlu beyaz astarlı şeffaf sırlı olan Kütahya seramik su kapları sıra altı tekniğiyle motiflerle bezenmiştir. Kütahya seramiklerinde en çok kobalt mavisi, mangan moru, sarı ve yeşil renkler tercih edilmiş olup bitkisel motifler ve madalyonlarla gövdede zenginlik sağlanmıştır. Kütahya seramik eserlerde lale, karanfil, sümbül, iri yapraklar bahar çiçekleri ve palmetler sıklıkla görülmektedir. Osmanlı dönemimde Avrupa ülkelerinin elçileri gezginler İstanbul ve Anadolu’yu ziyarete gelen yabancılar hatıra eşya veya hediye olarak Kütahya seramikleri ülkelerine götürmüşlerdir.

 Kütahya’da seramik üretiminde Müslüman ustalar arasında Hafız Mehmet Efendi, “ Kütahya Hilmi” olarak imza atan Hilmi efendi, Ermeni ustalar arasında da Hacı Artin usta dikkati çeker cumhuriyet dönemiyle birlikte Kütahya seramiklerinde Abdurrahman usta, Sarhoş Ahmet, Azim çini, Elhamra çini dikkati çeker. Bu fabrikalar bugün itibarıyla kapanmıştır. Son dönem Kütahya seramik ustaları olarak eserlerini “ Sıtkı” imzasıyla imal eden rahmetli Sıtkı Olçar (Sıtkı usta)  erken İslam, Selçuklu, Bizans dönemlerine ait motifleri ve renkleri kendi tarzına göre yorumlayıp kendine özgü eserler üretmiştir. Bugünlerde Sıtkı Olçar’ ın kızı “ Sıtkı 2” imzasıyla babasından devraldığı seramik atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

En eski Kütahya seramik örneği iki eser bu gün Londra British Museum’ da sergilenmektedir. Bu eserlerden biri 1510 tarihli Ermenice kitabeli ejderha kulplu ibrik olup diğeri de Ermenice yazılı kırık bir sürahidir. Kütahya seramik eserler on sekizinci yüzyıl başlarında İznik çini ve seramik üretiminin durması neticesiyle ön plana çıkmış önem kazanmıştır eserler sıkça gözlenmiştir. Kütahya seramik su kapları arasında sürahiler maşrapalar bardaklar su küpleri daldırma olarak adlandırılan su tasları ve testiler bulunmaktadır

Tokat işi seramik su kapları :

Osmanlı dönemi seramik su kapları arasında Tokat yöresi olanlar önemli bir yer tutar fakat bugüne kadar haklarında yeterli çalışma yapılmadığı için tam olarak bilinmezler ve Çanakkale seramikleriyle karıştırılır. Osmanlı döneminde Tokat seramik su kapları Anadolu’ da birçok yere gönderilmiştir. Renkleri, desenleri, formlarıyla beğenilmiş ve kendisine pazar bulmuştur.

Tokat’ ta Osmanlı dönemi’ nde Müslüman ve Hristiyan çanak çömlek ustaları vardı. Özellikle tokatlı ermeni seramik ustaları halkın gündelik yaşamdaki ihtiyaçları için çeşitli su kapları imal etmişlerdir. Birçok eserde Ermenice ve Osmanlıca yazılar görülmüştür Adell armatür koleksiyonunda bulunan yeşil sırlı tokat seramik su küpünde Ermenice eşine evliliğin 20. Yılı anısına hediye etmek kaydıyla yapıldığını göstermek amacıyla yazılmıştır.

Ermeni ve Rum ustaların gayrimüslim tebaa için yaptığı eserlerde haç gibi dini semboller, kilise kubbeleri, kümbet çatıları, kuş gibi hayvansal figürler görülmektedir.

Osmanlı son dönemde 20. Yy başlarında milliyetçilik akımlarıyla beraber Tokat yöresinde etnik çatışmalar neticesinde Ermeni seramik ustaları şehri terk etmiştir. Bu tarihlerden sonra da Tokat seramikçiliği gerilemiştir.

Düğünlerde Seramik Su Kaplarıyla İlgili Adetler :

Çanakkale yöresinde çeyiz takımında mutlaka bir çift burma kulplu seramik testi bulunurdu. Renk desen, büyüklük itibarıyla aynı olan testilerin birinin ağzı emzik formlu olurdu ve damat içindi. Diğer testinin ağız kısmı ördek ağzı formunda olurdu, gelini temsil ederdi.

Eskiden çeyizin en önemli parçalarından biri kabul edilen seramik testileri gelin çeyiz sandığında saklanır, gündelik yaşamda kullanılmaz, aile içerisinde yadigar bir eşya muamelesi görürdü. Eskiden beri toplumumuzda aile kutsal olarak kabul edilmiştir. Türk terbiyesine göre çeyizdeki eşyalar mahrem kabul edilir.Evlenip soyun devam etmesinde anne adayı olan gelin ve çeyiz takımı bu kutsallıkta odak noktasını oluşturur. Çeyiz takımını oluşturan bütün eşyalar yıllarca özenle saklanır. Sandıkta saklanan ve anneden çocuklara, nineden toruna aile hatırası olarak geçen bu seramik eserlerden sanat değeri yüksek olanları, zamanla artık bulunmayan nadir antika eşya hükmünde olup maddi olarak ta yüksek değerlere ulaşmışlardır.

Ne mutlu ki birçoğu kırılmasına rağmen 4- 5 kuşaktır muhafaza edilip günümüze kadar ulaşan çift gelin damat işi seramik testileri bulunmaktadır. Adell Armatür koleksiyonunda da sarı renkli böyle bir takım bulunmaktadır. Sadberk Hanım Müzesinde’ de güzel örnekleri bulunmaktadır.

Tokat yöresinde düğünlerde damadın evinin önüne götürülen gelinin kapı eşiğinde,  eve girmeden önce, bir kap kırması eskiden beri uygulana gelmiştir. Türk köylerinde geçerli olan bu adet Ermeni köylerinde de uygulanmaktaydı. Gelin attan indiğinde damadın evinin kapı eşiğine sağ adımını atar sonra orada bulunan bir küp veya çanağı ayağıyla kırdıktan sonra eve girerdi.

Karadeniz yöresinde düğünlerde damadın evinin çatısında testi, küp konur, tabanca marifetiyle testi patlatılır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Seramik Ve Çinici Esnafı

Evliya Çelebi seramik ve çini ustaları için “ Esnaf’ ı Eyvaycı Ya’ ni Çiniciyan” demektedir. O dönemde 100 dükkanın olduğunu, çalışan sayısının 300 kişi olduğunu belirtiyor. Bu esnafa” Eyvaycı Esnafı” deme sebebini ise şöyle açıklıyor; “ Şöhret için bütün çini kase ve çini çömlek ve değerli parlak mallarını sergilemek için dükkanlarının yüzünü kat kat süsleyip ya depremden, ya bir kedi veya bir fareden yahut kalabalıkta şehir oğlanları bir taş atıp bütün malları güldürek yere düşünce parça parça olup sahibi “ Ey vay” diye bağırdığında eyvaycı esnafı derler.”

Sonuç

Eskiden kullanılan birçok seramik su kapları şu anda kullanılmamaktadır.

Müzelerde ve koleksiyonlarda bulunan eserlerin çoğunluğu son iki yüz yıla aittir.

Gündelik ihtiyaçların karşılanması için yapılan seramik su kaplarının çoğu kırılmıştır. Bunlar yeterince muhafaza edilmemiş,  pek azı günümüze kadar ulaşmıştır. Deprem kuşağında olan ülkemizde en ufak bir darbede kırılıp yok olacak tarihi seramik su kaplarının geleceğe taşınmasında Adell armatür gibi özel koleksiyonların ne denli önemli olduğu aşikardır.

Sevindirici olan taraf şudur, Bir zamanlar ülkemizden kullanım amaçlı, hediye olarak satın alınan yurt dışına bir şekilde kaçırılmış olan seramik eserler koleksiyonerler tarafından ülkemize geri getirilerek koruma altına alınıp özel müzelerimizde sergilenmektedir.

Özellikle seramik sanayimizin gururu olan ve markası “ Kalebodur” jenerik marka haline gelmiş olan Çanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş banyo mutfak yer ve duvar seramikleri üretimi dışında ev içi kullanım veya dekorasyona yönelik Traditional Çanakkale Seramik objeleri üretimi ve satışı departmanı açılsa ne kadar iyi olur? Kütahya ilimizdeki NG Kütahya Seramik fabrikası bu yönde çalışmaları olduğunu bilmekteyiz. Tokat seramikleri açısından bölgeye yakın olan bir seramik fabrikamızın o bölge toprağından seramik objeler üretmeleri yerinde olacaktır.

Diğer taraftan da küçük atölyelerde geleneksel üretim metodlarıyla Çanakkale işi, Kütahya işi, Tokat işi seramik su kapları hatıra eşya olarak veya gündelik yaşamda kullanma amacıyla imal edilerek yaşatılmaya çalışılmaktadır. Bu firmalarda maalesef süreklilik sağlanamamakta ve kapanmaktadırlar. Bu tip ürünleri tercih ederek seramik sanatımızın geleceğe taşınmasında rol almaya ne dersiniz?

ercantopcu@adell.com

Kaynakça

Ab- ı Hayat Geçmişten Günümüze İstanbul’ da Su Ve Su Kültürü- Korpus Kültür Sanat yayınları- Promat matbaası

Bilgi, H. 2006- Kütahya Çini Ve Seramikleri – Suna Ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi

Büngül, N. R-1939- Eski Eserler Ansiklopedisi, Çituri Biraderler Basımevi

Erez, S.- Marçelli- A.A- Tokat Seramikleri- TC Tokat Valiliği Yayınları

Kademoğlu, O- 1999, Çeyiz Sandığı- Duran Ofset

Kürkman, G.- 2005-Toprak, Ateş, Su Kütahya Çini Ve Seramikleri- Suna ve İnan Kıraç Vakfı Yayınları

Öney, G.- 1971- Türk Devri Çanakkale Seramikleri- Çanakkale Seramik Fabrikası Yayınları

Topçu, E.-2011- Suyun yarenleri,  İbrikler- Collection Dergisi 45. Sayı- Ant yayıncılık

KaydetKaydetKaydet
Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart

Sale

Unavailable

Sold Out