ADELL YK ÜYESİ DR. ERCAN TOPÇU'NUN "OSMANLI DÖNEMİ KADIN HAMAMLARI KÜLTÜRÜ VE GELİN HAMAMI GELENEĞİ" MAKALESİ

OSMANLI DÖNEMİ KADIN HAMAMLARI KÜLTÜRÜ VE GELİN HAMAMI GELENEĞİ

Giriş

Osmanlı coğrafyasında hamamlar  gündelik yaşamda  yıkanma ve temizlik kültürünün  en önemli parçalarından biriydi. Osmanlı insanı yıkanmayı seviyordu.

Osmanlı döneminde temizliğe verilen önem sebebiyle çok sayıda hamam  yapılmıştır. Hamamlar çoğu kez ibadet için gerekli olan cami ve külliyelerle  birlikte yapılmışlardır.Evliya Çelebi’ye göre İstanbul’da  dönem itibarıyla 151 hamam vardır.İstanbul’da su ve odun sıkıntısı olan dönemlerde ya yeni hamamların yapılmasına izin verilmemiş yada  ihtiyaç fazlası  olduğuna inanılan hamamlar yıktırılmıştır.(Refik,A.,1988)

Herkes e açık olan hamamlara halk hamamı veya çarşı  hamamı  denirdi.eğer aynı hamamı sabah erkekler, öğleden sonra kadınlar kullanırsa bu hamamlara kuşluk hamamı denirdi.(Taşçıoğlu,T.,1998)

Kadınlar Hamamı

Türk hamamı, Soyunmalık (camegah), Soğukluk ve sıcaklık bölümleriyle abdesthaneden  oluşur.Hamamlar erkekler ve kadınlar hamamı diye ayrı ayrı  binalar olabildiği gibi ,özellikle İstanbul’da büyük çoğunluğu çifte hamam olarak inşa edilmiş şekildedir.Bu tip hamamlarda kadınlar ve erkeklere ayrı kısımlar yapılarak  hamama giriş kapılarının  aynı yöne baktırılmamasına özen gösterilmiştir.tek yapılan hamamlarda da bir karışıklığa  yol açmamak için  hamamın kapısına erkek veya kadın  saatinin anlaşılması için kapıya  belirleyici bir havlu asılmıştır.Gayrimüslim halkın gelenekleri farklı olduğundan yalnızca  Rumlara  veya Yahudilere özel hamamlarda yapılmıştır..Hamamlarda  gayriahlaki durumların önüne geçmek için  halk,idareciler ve kolluk kuvvetleri büyük bir çaba gösterirdi.bütün bu önlemlere rağmen bazı hamamların  ismi kötüye çıkardı.nadirde olsa bazı istenmeyen durumlar gelişebiliyordu.(Gök,M.,2010)

Çiftli hamamda yer alan   hamamın  kapısı küçük olur ve ana cadde yerine  yan sokaklara açılırdı.

Soyunmalık:Bu bölümde  hamam bohçası açılır,hamam takımları yerleştirilir,peştemaller  kuşanılırdı.Soyunmalığın ortasında  fıskıyeli bir havuz olurdu.burada bir kahve ocağı ve içecek ikramının yapıldığı alan olurdu.Soyunmalık bölümünde  çoğu hamamda içme suyu çeşmesi olurdu.Bezemeli ayna taşı ve yalağı ,burmalı  çeşme musluğu olan bu çeşmeler bazen soğukluk  bölümündeydi.

Özel günlerde yemeklerin yenmesi ve eğlenceler burada yapılırdı.

Soğukluk bölümü:Ilıklık bölümü de denir.burası geçiş bölgesidir.vücudun yavaş yavaş alışması için önce soğukluk bölümünde kalınır,sonra sıcaklığa geçilir.Serinleme ve ferahlama yeridir.buradan  tuvalet ve temizlik bölümlerine geçiş de vardır.

Sıcaklık bölümü:Hamamın yıkanılan en sıcak yeri olup ortasında göbek taşı bulunur.ortada büyük bir kubbe olup üzerinde fil gözü –fil damı denen camlı pencerecikler vardır.göbek taşı kubbenin tam altındadır ve hamamın kalbidir.göbek taşında belli bir süre kalıp terleme sağlanır ve kirler daha güzel çıkardı.Sıcaklık bölümünde  musluk atlarında su biriktirmek için  mermerden hamam kurnaları olurdu.hamamın büyüklüğüne göre sayıları değişirdi.hamam kurnalarının altlarında delik olmazdı.(Taşçıoğlu,T.,1998)

Kadınlar Hamamındaki Görevliler

Kadınlar hamamından sorumlu olan görevliye “Hamam Anası” denirdi. Hamam Anası akşam ezanına kadar açık olan  kadınlar  hamamında işlerin yürütülmesini sağlardı.Hamama devamlı gelen müşterilerini tanır,bahşişlerine göre  onlara  ikramda bulunurdu.Kış mevsiminde Vefa, Şehzadebaşı,Vezneciler çevresinde boza, Firuzağa, Aksaray, Divanyolu ve Ağa hamamı çevresinde  turşu ikram edilirdi.( Çakmut,F.,2006 )

Natır denen hamamdaki görevli kadınlar istenildiği vakit  sabunlama,keseleme  yapar bütün kirler ve cildin ölmüş kısımları  vücuttan atılırdı.Kadınlar hamamındaki  natırlar genellikle Roman olurdu. (Vatansever,H.,2011)

Kadınlar hamamında yardımcı  görevli olarak çalışan yamaklar,yanaşmalar çamaşırcı, peştemalcı, çocuklara şeker ,helva pişiren ve helvacı bacı denen görevliler olurdu.

Hamamlar eskiden  odunlarla ısıtılıp sıcak su künklerle ve borularla  hamam içinde dolaştırılırdı. Hamamı ve suyu ısıtmak için  odunların yakıldığı bölüme külhan denirdi. Bu görevi yapana da külhancı denirdi.

Osmanlı dönemindeki ünlü kadın hamamları arasında İstanbul’da  Bayezıd hamamı, Hürrem Sultan hamamı, Cağal oğlu hamamı, Çemberlitaş hamamları sayılabilir.Anadolu’da her yerleşim bölgesinde hamam olmasıyla beraber şifalı suların veya sıcak su kaynaklarının nispeten bol olduğu şehirlerde hamamların sayısı daha fazla ve hamam kültürü daha fazla gelişmişti. Bursa, Eskişehir, Kütahya,Tokat,Gaziantep, Konya, İzmir, Tire, Kayseri şehirlerini bunlara örnek verebiliriz. Osmanlı coğrafyasında Macaristan,Yunanistan,Makedonya, Romanya, Bulgaristan’da da  hamam kültürü yaygındı.

 

 

Kadınlar hamamı Adabı ve gelenekleri

“Kadınlar Hamamı Bir Osmanlı hanımı, siyahi halayığı ile birlikte hamama giderken      Adell Armatür Koleksiyonu”

Osmanlı döneminde  kadınlar hamama  yanlarında erkek olmadan tek başlarına veya mahalleden komşularla birlikte giderlerdi.Dışarıyla pek teması olmayan kadınlar   hamam olgusuyla beraber  kendilerine dantel gibi işledikleri ,çok renkli  zengin ve eğlenceli bir dünya oluşturmuşlardı.Geçmişten bugüne ulaşan anı ve öyküler kadınların  belirli aralıklarla ,birlikte hamam sefası yapmaya gittiklerini anlatmaktadır.(Vatansever,H.,2011)

Osmanlı gündelik yaşantısında kadınlar erkeklere göre  hamamlardan daha çok yararlanmıştır. Hamamlarda yıkanmışlar,saç ve vücut bakımlarını yaptırmışlardır.Günümüz kadınlarına göre de bu konuda hem daha şanslı hem de  titiz ve özenli oldukları da ayrı bir gerçektir.

 Hamama giderken en temiz ve gösterişli kişisel hamam eşyalarının götürülmesi, besmele ile hamama girilmesi, hamamda bulunduğu sırada edepli davranılması, hamamın temiz tutulması,suyun israf edilmemesi temizliğe özen gösterilmesi,yıkanma esnasında başkalarına su sıçratılmaması, yüksek sesle konuşmaması hamam adaplarındandı.

Kurna başında sıra gözetmek, çiftli hamamlarda hamam kapıları farklı yerlere açılsa da   yabancı erkeklere karşı yanlış anlaşılabilecek davranışlara imkan verilmemesi  hamamlarda dikkat edilen hususlardandı. Hamamdan çıkan insanlara “Sıhhatler olsun “ demek adettendi.

Kadınlar hamamında adak hamamı ziyafeti,kırk hamamı(loğusa hamamı) adetleri  de vardı.doğumu takip eden kırkıncı gün;doğumu yaptıran ebe hanım ,aile çevresi,sokak ve mahalle komşuları hamama davet edilir, ziyafetler verilir,bebek ve anne yıkanır,dualar edilir, yemeklerden sonra eğlence yapılırdı.Bursa kadınlar hamamına özgü halvet ve sebil hamamı geleneğinde adak hamamındaki gibi bir dileğinin yerine gelmesi üzerine müsait bir günde Çekirge  Sultan Hamamını kapatır,Halvet hamamında eşe, dosta, komşulara hamam ziyafeti çekilir,eğer sebil hamamına niyetlenilirse, hamam fakir fukaraya ve gelen herkese açık olup,hamama gelenlere cevizli lokum yanında ,ayran veya gazoz ikram edilirdi..(Uluumay,E.,2009)

Kadınlar hamamında  çoğu zaman  bekar çocuklarını evlendirmek isteyen anneler, komşuların kendisine  gelin olarak önerdiği  genç kızı ve ailesini komşularla beraber hamama davet ederdi.Bu esnada  genç kızın konuşmasına,hal ve hareketlerine ,yürüyüşüne, vücudunda bir  noksanlık,aksaklık hastalık olup olmadığına, yemek esnasındaki davranışlarına bakarak  münasip bir gelin adayı olup olmadığını anlamaya çalışırlardı.bazen genç kızı olmadık şekilde konuşturmaya,güldürmeye çalışırlar, veya  sabunu yere düşürmüş gibi yapıp sabunu  ileri atıp onu getirmesini isteyerek genç kızın yürüyüşünü kontrol ederlerdi.

Kadınlar hamamına erkek çocuklar 5-7 yaşlarına kadar  anneleri ile beraber gelirlerdi.Ta ki bir gün hamamdan sorumlu kadın veya hamamdaki diğer kadınların “bari hamama babanı da getirseydin “ diyerek kızdırırlardı.Erkek çocuklarda bundan sonra erkekler hamamına  babası ile beraber gitmeye başlardı.

Kadınlar hamamında kişisel temizlik ve vücut bakımının ayrı bir yeri vardı.Saçlar boyanır,bakımları yapılır, kaşlara rastık denen siyah boya çekmek, gözlere sürme çekmek, kına yakmak,el ve ayak bakımlarının yapılması,ponza taşı topukların temizlenmesi, keselenme,istenmeyen tüylerin alınması,nane ,kekik ve elma yağıyla vücudun ovulması gibi  daha birçok sağlık için çok faydalı olan  bakımlar yapılırdı.(Taşcıoğlu,T.,1998)

Kadınlar hamamıyla ilgili bir diğer hususta  bazı hamam sularının çeşitli hastalıklara iyi geleceği,şifa olacağına ilişkin inanışlardı.şifa tasları denen bakır alaşımlı ve üzeri çeşitli semboller,dualar yazılı olan ve şifa tasları olarak bilinen taslara  hamam suyundan alınır,nefesi kuvvetli diye bilinen dini bilgileri yüksek birisinin okuduğu  su dolu bu tastan içilir, hastanın üzerine bu sudan  dökülürdü.Süleymaniye’deki Dökmeciler hamamının suyunun sarılık hastalığına ,Bursa’da Çekirge hamamının  suyunun yatalak hastalara iyi geldiğine inanılırdı.

Yaşlı kadınlar bacaklarındaki  varis gibi damarsal şikayetler i için sülük  uygulatırdı.Sülük uygulandıktan sonra  kendilerini daha iyi hissederlerdi.

Osmanlı Dönemi kadınlar hamamı batılı gezginler ve oryantalist ressamlar tarafından da

üzerinde sıkça durulan bir konu olmuştur. Bazı ressam ve gezginler erotik imalardan uzak, hamamı mimarisi ve hamam adabını ayrıntılı biçimde tanıtan ve burasını kadının gündelik yaşamının bir parçası olarak yansıtan eserler yapmışlardır. Bazıları ise kadın hamamlarını  görmeden kendilerine anlatılanlar veya hayal ettikleri şekilde bu mekanları tıpkı harem gibi kabul ederek  dişiliğin bir simgesi haline getirmişlerdir. 19. yy. da hamam konulu resimlerde kadının çıplaklığını ve dişiliğini öne çıkaran bir yaklaşımın  egemen olduğu görülür. Bazıları hayal mahsulü eserler yaparken  çok ciddi tarihsel ve sosyal maddi hatalar  yapmaktan kaçınmamıştır. Oryantalist resimlerde Türk Hamamı imgesi Avrupalı sanatçılar tarafından cinsel olanaklarla dolu sapkın cennet tasarımı olarak karşımıza konmuştur. ( Bal, A. A., 2010 ) Böyle yapılan resimler Türk kadın Hamamları hakkında Avrupa’ da hiçte gerçeklerle alakası olmayan bir şekilde  haksız ve çok yanlış bir kötü şöhretin oluşmasına da neden olmuştur.

 

 

 

 

 

Hamam Eşyaları

“Temizlik ve Güzellik Eski İstanbul yaşamında adeta güzellikle birlikte var olmuştur. İbrikler, hamam tasları, nalınlar temizlik kültürü kadar güzellik anlayışını da yansıtır Adell Armatür Koleksiyonu”

Kadınlar Hamama giderken eşyalarını bir bohça yaparak beraberlerinde götürürdü.

Hamam bohçasında: Hamam kazanı (kirdenlik veya badya),Hama rahtı veya havlu takımı, hamam cübbesi,hamam nalınları(takunya),peştamal ( futa ) ,temiz çamaşırlar, sabunluk, hamam tası,su tası,kına tası,el aynası,tarak,sürmedanlık,sabunlar,kokulu yağlar,Hamam kesesi vb eşya bulunurdu.

A “Bronz Hamam Tası Osmanlı 19. Yüzyıl Ermenice Tebrik Bozbırıkyan Kasım 11, (M) 1892 Yazılı Adell Armatür Koleksiyonu”

B “Gümüş Hamam Tası İstanbul işi Osmanlı 19. Yüzyıl                                                             Adell Armatür Koleksiyonu”

Bazen de hamam nalınları,taslar bir sonraki hamama kadar  hamamda kalırdı.Hamamdan sorumlu kadın kendisine  emanet edilen  eşyaları muhafaza  ederdi.

Osmanlı toplumunda Türklerin temizliğe olan düşkünlüğü ile  hamam kültürüne bağlı olarak Hamam tekstilleri erken dönemden itibaren gelişmiştir.Hamam tekstilleri arasında  Peştemaller, hamam rahtı( hamam takımı), Hama kesesi ve yemeni ,Tülbentler sayılabilir.

Osmanlı kadın hamamı tekstilleri arasında yer alan peştemaller (futa) pamuklu ,ipekli dokumalardan yapılırdı ve Bursa  işi olanlar pek meşhurdu.

“Hamam Havlu Takımı Bursa İşi Osmanlı 19. Yüzyıl sonu 20. Yüzyıl başı                          Adell Armatür Koleksiyonu”

Hamam raht takım olarak bir gömlek ve iki havlu ve hamam bohçası ve yer döşemeliğinden(sedir örtüleri) oluşurdu. Havlular bir çift baş  ve vücut havlusu olurdu.”Makrama “ adı verilen havluların İstanbul işi olanlar,işlemeli Bursa havluları daha çok rağbet görürdü.Yıkandıktan sonra  genellikle uzun olan saçlar kurulanır  ve yemenilerle örtülürdü.(Tezcan,H.,2009)

Kirdenlik  veya badya denen Hamam kazanları bakır üzeri kalay kaplı olurdu.Hamama giderken hamam eşyaları içinde taşınır,hamamda yıkanırken ters çevrilip üzerine oturulur,gerektiğinde su taşımak için ve son olarak ta eğlence sırasında darbuka olarak kullanılabiliyordu.

A “Bakır Hamam Kazanı 18. Yüzyıl Ermenice İyi günlerde kullan Prapion (H) 1205’yazılı”  B “Bakır Hamam Kazanı 19. Yüzyıl sonu Osmanlıca Saka Hanifi (H) 1312 yazılı” Adell Armatür Koleksiyonu                                                                                                                          C “Bakır Hamam Kazanı 17 Yüzyıl başı Ermenice Sejde 1166 yazılı Tokat veya Sivas işi

Sabunlar kildans denen  bakır kaplarda taşınırdı.Hamamda ıslak sabunun suları aksın diye alt kısmında küçük delikler vardı.

 

A “Bakır Sabunluk Mardin, Siirt işi, Anadolu, Osmanlı, 20. Yüzyıl başı  Adell Armatür Koleksiyonu”                                                                                                                                   B “Bakır Sabunluk Tokat işi, Anadolu, Osmanlı, 20. Yüzyıl başı  Adell Armatür Koleksiyonu” C “Bakır Sabunluk Erzincan işi, Anadolu, Osmanlı, 20. Yüzyıl başı  Adell Armatür Koleksiyonu”                                                                                                                                   D “ Osmanlıca Yazılı Sabunlar 19. yüzyıl

Hamam nalınları ahşap  üzeri sedef kakmalı,gümüş,sade ahşaptan yapılı olurdu.çocuklar içinde bebek nalını denen küçük nalınlar olurdu.hamam nalınları  genelde 6-8 cm yüksekliğinde olurdu.

“Gümüş Kaplamalı Nalın Osmanlı 19. Yüzyıl Anadolu Yöresel Tuğra Damgalı                     Adell Armatür Koleksiyonu”

Bazen de bu yükseklik 25-30 cm yükseklikte de olurdu.özellikle şam işi diye tabir edilen sedef kakmalı ahşap nalınlar bu çok yüksek nalınlar süs veya çeyizlerde dursun diye değil gerektiğinde kullanmak üzere yapılmıştır.Kadınlar hamamı kültürümüzde önemli bir yeri olan bu yüksek nalınlar hamam sorumlusu olan kadın o günkü tabirle hamam anası tarafından da  etrafı kontrol etmek,duruma hakim olmak amacıyla kullanılmıştır.

A-“Sedef ve Gümüş Kakmalı Nalın Şam işi Osmanlı 19. Yüzyıl Adell Armatür Koleksiyonu”       B-“Sedef  Kakmalı Nalın Osmanlı 18. Yüzyıl Adell Armatür Koleksiyonu”

Çoğu zamanda o gün hamam özel olarak kimin için düzenleniyorsa  ona giydirilmiştir. Görücüye çıkan  genç kız fark edilsin diye yüksek nalın giymiştir.ayrıca loğusa ve gelin hamamında da gelin ve  yeni doğum yapmış anneye yüksek nalın giydirilmiştir. Ayrıca dinlenme esnasında ayağa kirli sular değmesin diye de  oturulan  bölümde yüksek nalın giyildiği ifade edilmektedir.

Hamam tasları bakır alaşımı olan pirinç, bakır üzeri kalay kaplı, tuğralı gümüş ten yapılmıştır. İstanbul ‘da  Süleymaniye’de İstanbul işi olarak bilinen pirinç ve bakır hama tasları pek meşhurdu.saray ve konaklar için  Tombak  hamam tasları yapılır ve üzerine  sahibinin ismi ,tarih bazen de yapan ustanın ismi yazardı. Anadolu’da özellikle bakırcılığın iyi olduğu Kastamonu, Sivas,Tokat,Trabzon,Mardin-Siirt yöresi hamam  tasları kullanılırdı.Mardin-Siirt yöresi hamam taslarında tasın  yapılışı esnasında taban kısmında içten   sert  küçük taşlar konurdu.Yapan ustalar ve taşların büyüklüğü farklı olduğundan  hama tasları farklı farklı sesler çıkartır, çıkardığı sesten kendi hamam taslarını ayırt edebilirlerdi.

“Zilli Hamam Tası Mardin Siirt Yöresi Osmanlı 19. Yüzyıl                                                    Adell Armatür Koleksiyonu”

Gelin Hamamı Geleneği

Osmanlı toplumunda neslin devamını, yeni kuşakların yetiştirilip topluma katılmasını sağlayan aile birliği her zaman çok önemsenmiştir. İşte bu yüzden düğünlere yeni kurulacak bir ailenin müjdesi,kutsanacak ve kutlanacak   olay olarak bakılmıştır.

Anadolu Halk Kültüründe Gelin Kız tabiri, daima sevgi ve saygı ile karşılanmış;gelin kıza hususi bir önem verilmiştir.(Aksel,M.,1960)

Gelin Hamamı adeti düğün öncesi gelin için son hazırlıkların yapılması,gelinin düğüne hazırlanması için  yapılan faaliyetlerin bütünüdür.Çünkü düğünlerin tek merkezi gelindi. Bütün hazırlıklar geline göre yapılırdı.Gelinin tellenip,pullanmasına,yanaklarına güller, varaklar. Benler konmasına özen gösterilirdi.

Gelin düğünlerde bakılacak,seyredilecek bir sanat eseri haline gelirdi.Gelin Duvakları da Kötü gözden,nazardan sakınmak için  bir korunma vasıtası idi.

Gelin Hamamına Hazırlık

“Hürrem Sultan Kadınlar Hamamı” Şermin  Ciddi,2010,Adell Armatür koleksiyonu

Gelin Hamamı düğünden bir gün önce  kız tarafından tertip edilirdi.Düğünün odak noktası olan gelinin hazırlanması,düğün sahibi,komşular ve yakın akrabaların hanımlarının topluca yıkanmaları,saç ve vücut bakımını yaptırmaları,topluca yenen yemekler,eğlenceleri içeren bir seremoniler bütünüdür.

Gelin Hamamında bekar çocuklarına gelin adayı bakan anneler içinde güzel bir fırsat olurdu.

Gelin Hamamı için çarşı hamamlarından biri topluca kiralanırdı.Buna hamam kapatmakta denirdi.İstanbul’da Ayasofya’da bulunan Haseki hamamı,kazasker hamamı,çinili hamam gibi gözde hamamlar tercih edilirdi.

Genellikle hamama toplu olarak gidilirdi.16.yüzyıl gravürlerinde  gelin hamamı alayları konulu olanları da görmekteyiz.

“Gelin Hamam Alayı 16. yüzyıl” Şermin Ciddi,2011,Adell Armatür koleksiyonu

Hamamda  fıskıyeli havuzun yanına,Kütahya veya İznik saksılarda nane,fesleğen,ıtır gibi kokulu bitkiler,madeni buhurdanlıklarda   yakıldığı zaman güzel kokular çıkartan öd ağacı ve günlük ağacı yakılırdı. Misafirlere Beykoz gülapdanlarda gülsuyu ikram edilirdi

Kahve ocağı bölümünde bakır,pirinç cezvelerde Türk kahveleri  pişirilir misafirlere zarflı porselen fincanlarda ikram edilirdi,şerbet sürahilerinde şerbetler,sinilerde mevsimine göre çeşit çeşit kuruyemişler olurdu.

Gelin hamamlarına gelişte kadınlar en güzel hamam takımlarını getirirlerdi.Özel işlemeli bohçalar nalınlar,havlular sahibinin zenginliğini ve zevkini yansıtırdı.

Gelinlik kız  hamam soyunmalık-camegah bölümünde oturtulur, özel olarak hazırlanmış olan hamam cübbesi  giydirilir.başına kırmızı duvak atılırdı.Türk’lerin gelin giysisinde kırmızı renk çok sevilmektedir.Anadolu’da kırmızı duvak kullanımı yaygındır.

Geline bu güne özel oldukça yüksek yaklaşık 25-30 cm yüksekliğinde   sedef kakmalı ahşap veya düşük ayar gümüş veya pirinç kaplamalı ahşap nalınlar giydirilirdi. Edirne yöresinde Çingeneler-Romanlar çeyizlerinde üzerinde hareketli kuşlar  olan oldukça yüksek ve gösterişli nalınları hazırlar ve  gelin hamamı merasiminde bunları giyerlerdi.

 

A “Roman Çeyiz Nalını Edirne işi 20. Yüzyıl başı. Gümüş kaplamalı yaylı kuş figürlü.             B “Sedef Kakmalı Nalın Osmanlı 19. Yüzyıl  Adell Armatür Koleksiyonu”

Gelin kız  yıkanmaya götürülürken  arkadaşları maniler söylerdi.bir kolunda hamam anası diğer kolunda natır  ,arkalarında misafirler onları takip ederdi.

Gelin kıza ve arkadaşlarına  ellerine kına yakılır,gelinin  sağ avucu içine kına tasında yakılan kına  konur,kına üzerine bir altın lira bastırılıp ipek mendil ile bağlanırdı.Yine bu esnada maniler söylenirdi.

Gelin hamamında çok güzel törensel bir şölene dönüşen bu geleneği sadece  seyretmek için bile yabancı misafirlerin geldiği olurdu.

Bu görsel şöleni gösteren ve Adell Armatür Koleksiyonunda bulunan Gümüş Gelin hamam Tası oldukça nadir bir eserdir.

 

 

 

Hamam tasına kabartma işçilikle gelin hamamının ritüelleri işlenmiştir.Osmanlı Dönemi 19.yüzyıla ait olup Anadolu işidir.Kayseri yöresine aittir.

“Gümüş Gelin Hamam Tası Kayseri işi, Osmanlı 19. Yüzyıl                                                Adell Armatür Koleksiyonu”

Hamamın en güzel kurnasında gelin kız yıkanırken arkadaşları maniler söyler,görevliler tarafından gelin şerbeti dağılır ve içilirdi.

Yıkanmayı takiben  başına, sırtına, vücuduna ayrı ayrı sırmalı havlular sarılan  gelin camegah bölümüne getirilir,gelin büyüklerin ellerini öper,hayır dualarını alırdı.Diğer misafirleri eliyle selamlardı.

Maddi imkanlar nispetinde gelinin üzerine çil çil paralar saçılır,genç kızlar  kısmetlerinin açılması için ve çeyiz sandıklarında saklamak için paraları kapmaya çalışırlardı.Hoca hanımlar tarafından dualar okunurdu.

Gelinin çeyizinin bir bölümü burada açılırdı.Gelinden sonra seyredilecek en güzel şeyler çeyizlerdir.Gelinlik genç kız tarafından büyük bir sabır ve özenle  yapılan el işlemesi parakesei,saat kesesi,tarak kesesi,işlemi çamaşırlar ,havlular,namaz seccadesi ,evde mutfakta ve diğer işlerde kullanılacak örgüleri yaparlar.halk sanatı açısından  önemli olan bu sanat eserlerini genç kızlar,eliyle çehizini hazırlarken ,hayalinde gezdirdiği,gönlünden geçirdiği sevdiklerini düşünerek yapmışlardır.(Aksel,M.,1960)

Yemekler yenir, eğlence olarak çalgı ve rakslar çengiler tarafından yapılır,alaturka musiki ile devam eder, akşam ezanına kadar sürerdi. Hamamdaki görevlilere, çengilere bahşişler dağıtılırdı. Gelin hamamı olduğunda da çocuklar için susamcı arap bacı, şekerci, muhallebici, yemişçi gibi satıcılar da  hamam önünde toplanırdı.

 

İstanbul’da Gelin Hamamı Merasimi :

İstanbul folkroründe gelin hamamlarının ayrı bir yeri vardır.Erman Artun Türk Halkbilimi adlı yapıtında Gelin Hamamında türküler ve maniler söylenip tef eşliğinde oynandığına dikkat çekmektedir.(Artun,E.,2005)

Sadi Yaver Ataman Türk İstanbul adlı eserinde gelin yıkanırken söylenen ilahilerin ,türkülerin yeni kurulacak ailenin mutluluğu için gerekli olduğunu,gelinin yıkandıktan sonra  göbek taşının çevresinde üç kere dolandığını,sonrasında hamam taslarıyla başından üç kez su dökülmesini takiben tercihan bakır tas içinde geline şerbet ikram edildiğini  anlatmaktadır. Kına yakıldığı vakit gelinin sağ el avuç içi ve sağ ayağına kına yapmanın  uğur sayıldığını belirtmektedir.Kınanın Kabe’den geldiği ve dini bir anlam ve değer taşıdığına inanıldığı için geline kına yakılmasının ana olma çağını idrak etmiş olmanın  kutsallığını belirten bir işaret olduğunu belirmektedir.( Ilıcak,N.G.,2010 )

İstanbul’da” cihaz takımı “ da denen Gelin kızın çeyizinde (çehizinde) hamam malzemeleri olarak Bursa,Selanik ve Cebel-i Lübnan malı  keten,pamuk ve ipekle  dokunmuş on takım, çeşitli renklerde  som ipekten on  tane peştamal, ceviz üzeri sedef kakmalı hamam nalını, Gümüş şerbet güğümü ve kesme billurdan şerbet bardakları,çeşitli kokular sedef kakmalı ufak bir çekmece içerisinde  üstleri yazılı şişelerde  gül, ıtır, sandal, öd ağacı yağları, misk, amber, ladin  kokusu veren fitiller bulunmaktaydı.(Arısan,K.,Günay,A.D.,2002)

Gelin Hamamı Merasiminde Bazı Yörelerdeki Gelenekler:

Bursa Gelin Hamamı Merasimi :

Gelin hamamı  düğünden bir iki gün önce yapılır,eş,dost,gelinin arkadaşları evlere sabun gönderilerek davet edilirdi.Gelin Hamamı damat tarafından tutulur hamamda  sabahtan ikindi vaktine kadar gelin ve arkadaşları ,diğer misafirler düğüne hazırlanır,eğlenir,çerez ve börekler yenirdi.Hamama genelde genç kızlar katılırdı.Gelinlik kızın boynuna Bursa yöresinde halkın  “keyfiye “ diye  isimlendirdiği ince ipekten  bir kumaştan mamul olan püsküllü örtü  “Kefiye “ bağlanırdı.Bu gelinin diğer kızlardan ayırt edilmesini sağlardı.(Şehitoğlu,E.,2006)Damat evi tarafından getirilen  hamam bohçası  misafirlerin huzurunda açılırdı.Hamam bohçası içinde Hamam yaygısı,havlu ,peştamal,hama nalını,sabun kutusu ve kokulu sabun,hama tülbendi,takı kutusu,hamam,lavanta torbası cübbesi,rastı ve kına tası,sürmedanlık,iç bohça ve dış bohça  bulunurdu.(Tansuğ,S.,1982)

Bursa’da gelin hamamı geleneği  ailelerin  bütçesine göre çalgılı veya çalgısız olurdu.Hamamı bulunmayan köylerde  gelin hamamı merasimi kızın evinde yapılırdı.Kazanlarda su ısıtılır, türkü ve manilerle gelin ve arkadaşları yıkanır, misafirlere yemek ikram edilirdi.(Taş,H.,2002)

Kütahya Gelin Hamamı Merasimi:

Kütahya yöresinde  düğün hamamına “ Dönme Hamamı “ denir ve hamamı damat tarafı tutar ve genellikle pazartesi günü hamam başkalarına kapatılırdı.Ayrıca gelin tarafına hamam masrafları için de bir miktar para gönderilirdi.Kütahya düğün çehizlerinde  hamam eşyası olarak iki peştamal,altı hamam takımı,gümüş tas,fildişi ve ortası gümüş işli tarak,kil kesesi,bir adet sabun,gümüş el aynası,çeşitli oya ve sırma  işlemeli havlular bulunurdu.

Geline yenge denen ve gelin tarafı ve damat tarafından ikişer akraba refakat ederdi.Yengeler Tepebaşı entari üzerine dönme hamamlarına mahsus kadife den yapılı  ve sırma işlenmiş uzun cübbe (ferace ) giyerlerdi.

Hamama gidildiğinde yıkanmayı takiben gelin  uzun saçları telle örülmüş  ve başında tepelik ,yüzünün  al(kırmızı) duvağı üstünde  sırma havluları  ve tutunduğu futa denen yöresel ipek kıyafetle  ve ayaklarında yüksek ökçeli sedefli nalınlarla  hamamın fıskıyeli havuz bölümüne gelip yengeleri ve davetlilerle birlikte havuzun etrafında dönmeye başlar.bu arada maniler söylenir,üç kez tekrarlanan bu dönmeleri takiben  gelinin başı üstünden para ve şekerler saçılırdı. (Efe,S.- Barlas, U.,1963 )

Eskişehir Gelin hamamı  geleneğiyle ilgili olarak Adell armatür tarihi hamam eşyaları koleksiyonunda halk işi oldukça ilginç bir peştamal bulunmaktadır. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde eski bir aileden çıkan ve Gelin Hamamında gelinin kullandığı ifade edilen Osmanlı dönemi’nden kalma peştamal alışık olmadığımız ve literatürde daha önce görmediğimiz bir şekildedir. Gelinin  nazardan,kötü gözlerden sakınmasına yönelik olarak peştemal üzerine farklı büyüklüklerdeki paralar,çeşitli süsler  iplerle dikilmiştir.Gelin yürüdükçe  hem ses çıkartarak gelin  ayırt edilebilmekte hem de  gelini nazara karşı koruduğuna inanılmaktadır.

“Gelin Peştemalı Eskişehir Sivrihisar Yöresi, Osmanlı 19. Yüzyıl                                                                           Adell Armatür Koleksiyonu”

Sonuç

Kadınlar hamamı Osmanlı dönemi gündelik yaşantısında önemli bir yer tutar.Kadınlar Hamamında sadece yıkanmakla kalmayıp  toplumun gündemde olan konular hakkında bilgi sahibi olma,paylaşma gerçekleşmiştir.Toplumda birlik ,beraberliğe de vesile olmuştur.Kadın Hamamları sosyal bir platform haline gelmiştir.

Kadın Hamamları tetkik edildiğinde Osmanlı kadınlarının hamam adabı,temizlik,  hamamda kullanılan eşyaların estetik ve zerafet ürünü  eserler olduğunu ve hamam kültürünün zenginliğinin dikkati çektiğini söyleyebiliriz.Osmanlı Dönemi kadınlarının hamamlara yeterince zaman ayırma ayırma,hamam sıcak sularının vücut için iyileştirici halinden istifade etme noktasında günümüz kadınlarından daha şanslı olduklarını görmekteyiz.

Temizliğe verilen önemin etkisiyle hamam ve hamam kültürünün toplumda  eskiden beri var olmasıyla  Osmanlı hamam tekstili ve diğer hamam eşyalarında  önemli gelişmelerin olduğu aşikardır.

Gelin Hamamı başlı başına görsel bir şölendir. Unesco tarafından korunması gerekli en önemli yöresel  kültürel  miraslarından,zenginliklerimizden biri olmalıdır.

 Bir çok Oryantalist ressamlar tarafından yapılan Osmanlı kadın hamamları resimlerinin gerçekleri yansıtmadığını, ressam veya erkek gezginlerin kadınlar hamamına girmeleri mümkün olmadığından kendi hayal unsuru bir takım resimler yaptıkları veya kadınlar hamamı gezi notları yazdıkları açıktır.Türk İslam Kültüründe temizlik ve arınmanın gündelik yaşamın bir parçası olması nedeniyle Osmanlı döneminde yaygın olan kadınlar hamamı ve kültüründe abartılı bir şekilde çıplaklık ve dişilik ön plana çıkartılmış, ciddi tarihsel ve sosyal maddi hatalar yapılarak hayal mahsulü kadınlar hamamı tasvirleri resmedilmiştir. Bu şekildeki resimler Avrupa’da Türk Hamamı veya kadınlar hamamı dendiğinde cinsel fantezi ve sapkınlıkların olduğu yerler olarak algılanmasına neden olmuştur.

Bu çalışma ile Osmanlı  dönemi Türk Hamamları ,kadınlar hamamı konusunda daha sağlıklı bilgilerin  gündeme geleceğini düşünmekteyiz.

Günümüzde eski dönemlerden kalma çalışır durumdaki hamamların sayılarını azalmaktadır.,Geçmişte kullanılan ama  bugün bir çoğu unutulmuş hamam eşyaları,hamam adabı ve gelenekleri vardır.Sosyoekonomik şartların ağırlığı,şehir yaşantılarının çok hızlı olması nedeniyle insanlar hamamlardan yeterince istifade edememektedirler.Bununla birlikte

Hamamların faydalarının bilim adamlarınca ortaya konmaları ile  hamamlar toplumda yeniden fark edilmeye başlamıştır.Hamamların günümüz işletme anlayışına uygun,kadın hamamı adetleri ,geleneklerinin yaşatıldığı İstanbul’da bulunan ve 16. yy. dan kalma Çemberlitaş hamamı o büyülü atmosferiyle ruhsal ve bedensel arınmaya aracılık etmeye devam ediyor. Osmanlı ruhuyla modern ihtiyaçların karşılanmasını uyum içinde barındıran Çemberlitaş hamamı gibi hamamların sayısının arttığı, hamam kültürümüzün yeniden o eski görkemli günlerinin yaşandığı mekan ve zamanları ümit etmekteyiz.

Ruhsal ve bedensel arınma için haydi hamama !

 

 

Referanslar

Aksel,M.1960,Anadolu Halk Resimleri 2.Basım,Kapı Yayınları:Sayfa: 144- 147

Arısan,K.,Günay A.D.,2002-Abdülaziz Bey Osmanlı Adet ,Merasim Ve Tabirleri,Tarih Vakfı Yurt Yayınları,İstanbul Sayfa:115-136

Artun,E.,2005,Türk Halk Bilimi,2.Baskı,Kitabevi Yayınları,İstanbul Sayfa:169

Bal, A. A. ,2010, Oryantalist Resimde Bedenin Kolonileştirilmesi Bağlamında “ Türk Hamamı “İmgesi-Acta Turcica Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi Yıl II, Sayı 2, Sayfa :13 - 23

Çakmut,F.,2006,Hamam- Osmanlı’da Yıkanma Geleneği Ve Berberlik Zenaatı,Topkapı Sarayı Müzesi,Sayfa: 30-34

Efe,S.-Barlas U.,1963-Kütahya Düğün Adetleri,Yurttaş Kitabevi,İstanbul,Sayfa

Gök,M.,2010,Osmanlı Dönemi Su Mimarisi-Ab-ı Hayat Geçmişten Günümüze İstanbul’da Su Ve Su Kültürü,Korpus Yayıncılık,Sayfa 57-81

Ilıcak,N.G.,2010,Sadi Yaver Ataman’ın Gözüyle İstanbul Folkrorü,Bilgi üniversitesiYayınları,Sayfa:88-  89

Refik,A.,1988-Onikinci Asr-Hicri’de İstanbul Hayatı,Enderun Kitabevi,Sayfa:261

Şehitoğlu,E.,2006-Bursa Hamamları,Tarih Vakfı Yurt Yayınları,Sayfa :36-37

Tansuğ,S.,1982,Bursa hamamları,Yurt Ansiklopedisi,Ankara,Cilt 2,sayfa:1749

Taş,H.,2002,Bursa Folkrorü,Bursa,Sayfa,137-138

Taşcıoğlu,T.,1998,Türk Hamamı,Duran ofset,İstanbul,sayfa 69

Tezcan H.,2009,Osmanlı Hamam Tekstilinin Tarihçesi-Eski Tas Eski Hamam,YKY,İstanbul

Sayfa:113-12

Uluumay,E.,2009,Hamam Kültürü Üzerine-Eski Tas Eski Hamam,YKY ,İstanbul,Sayfa 11-24

Vatansever,Hülya,2011,Roma’dan Günümüze Hamam-National Geographic Türkiye Ekim Sayısı Sayfa:91 -109

 

 

 

KaydetKaydet
Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart

Sale

Unavailable

Sold Out